YENİ ZELANDA-PASİFİK HAKKINDA COĞRAFi BiLGiLER

YENİ ZELANDA-PASİFİK

Yeni Zelanda genç bir ülkedir (Maoriler 1000 yıl önce, ilk Avrupalılar da yalnızca 200 yıl kadar önce gelmişlerdi) ve tarihsel bir geçmişlerinin olmaması bu ülke halkının çok daha geniş bir kültürel çeşitlilikle karşı karşıya gelmesini ve ticaret yapmasını kolaylaştırmaktadır. 2012 yılı Yeni Zelanda’nın İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasının 75 yılıydı. Ama çoğu kimse bunu önemli bir tarih olarak kabul etmemekte ve Britanya Krallığı ile İngiliz Uluslar Topluluğu’na bağlılığını sürdürmektedir. Bu, refah ve eğitimde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan ve nükleer güç ve çevre konusunda gittikçe daha duyarlı hâle gelen bir ulus için kendine güveni göstermektedir.

1700 km kadar güneydoğusunda yer aldığı Avustralya’dan çok daha küçük olan (Avustralya’nın otuzda biri kadar) Yeni Zelanda’da nüfus yoğunluğu ise bu büyük komşusundan yaklaşık 6 kez daha fazladır. Nüfusun kökeni ve tarihsel miras bakımdan aynı geçmişi paylaştığı Avustralya’dan nemli iklimi, dağlık arazisi ve kıt maden kaynakları gibi değişik çevre koşullarıyla farklılık gösteren Yeni Zelanda’nın ekonomik gelişmesi de daha farklı olmuştur. Ekonomisi her ne kadar hâlâ tarım gibi primer bir kaynağa dayalıysa da, ülke kaynaklarını işletmede kendisi gibi araziye bağımlı başka ülkelerden farklı bir strateji izleyerek sürekli ve hızlı bir ekonomik gelişme süreci içine girebilmiştir. Yeni Zelandalılar, aslında, bir şehirli ulus –nüfusun yüzde 86’sı şehirlerde yaşar- oldukları hâlde, kendi kırsal mirasının bilincinde olmayan bir Yeni Zelandalıya da rastlamak mümkün değildir.

Artık Yeni Zelanda’nın ekonomik odak noktası değişmiştir; İngiltere Avrupa Topluluğu’na yöneldiğinden beri Yeni Zelanda’nın en büyük ticari partneri Avustralya’dır ve Japonya başta olmak üzere Pasifik Kenarı ülkeleriyle ilişkileri gittikçe daha çok önem kazanmaktadır. 2010’da kişi başına 29,050Amerikan $’ını aşanbir millî gelire sahip Yeni Zelanda’nın en önemli sorunu, tarım ve hayvancılık yoluyla sahip olduğu bu refah düzeyini sürdürebilmektir.

Yeni Zelanda’da bölgesel çeşitlilikler özellikle yerel iklim farklılıklarını büyük ölçüde etkileyen topografik zıtlıklara bağlı bulunmaktadır. Bütünüyle bakıldığında, Yeni Zelanda’nın bölgesel kalıbında, bölgeler arasındaki geçişlerin keskin bir şekilde kendisini belli ettiği görülmektedir.

Dünyanın bütün karalarının toplamından daha büyük bir alan kaplayan geniş Pasifik Okyanusu’nda, doğuda Amerikalar ile batıda Asya ve Avustralya arasında, bazıları büyük (en büyüğü Yeni Gine) fakat çoğunluğu küçük (birçoğu da yerleşilmemiş) onbinlerce ada -Pasifik Adaları-yer alır.

14.1. Yeni Zelanda

Yeni Zelanda’nın en önemli iki özelliği küçüklüğü (266,171 km2) ve uzaklığıdır. Ülke, Güney Pasifik’te Kuzey Adası ve Güney Adası adlarını taşıyan iki büyük ada ve daha küçük bir ada (Stewart Adası) ile çok sayıda küçük adalardan (Antipodes Islands, Auckland Islands, Bounty Islands, Campbell Island, Chatham Islands ve Kermadec Islands gibi) oluşmuştur.

14.1.1. Yeni Zelanda’nın Çevresel Temelleri

Yeni Zelanda yer kabuğunun en istikrarsız kesimlerinden birisinde, “Pasifik Ateş Kuşağı”nda yer almaktadır. Kuzey ve Güney adalarında ülkeyi kuzeydoğudan güneybatıya doğru ortadan bölen ve yüksek zirvelere sahip bir dağ sırası tümüyle egemen durumdadır. Güney Adası’nda dağ sıraları daha yüksek ve daha arızalıdır; adanın batı kenarında yükselen Güney Alpleri’nde Mt Cook (Cook Dağı) ve Mt Aspiring (Aspiring Dağı) 3.764 ve 3.027 m’ye varan yüksekliktedir. Aynı kesimde 3.000’nin üzerinde aktif buzul bulunmaktadır ve bunların bir kısmı vadilere doğru neredeyse deniz seviyesine kadar inebilmektedir. Bu yüzden de Yeni Zelanda’nın Güney Adası’nın batı kesimindeki buzullar “dünyanın en kolay erişilebilir buzulları” olarak anılırlar. Doğu kıyısının orta kesimindeki büyük Canterburry Ovası, aynı zamanda tüm Yeni Zelanda’daki en geniş alçak alandır. Kuzey Adası’nda ise yükselti daha azdır ve diğerine oranla arazi daha düzdür. En yüksek tepe olan Mount Egmont (2.490 m) adadaki görünüme tamamen egemendir.

Yeni Zelanda başlıca üç faktörün belirlediği denizsel bir iklime sahiptir:

Bulunduğu enlem,
yakınında başka büyük bir kara kütlesinin olmamasının yarattığı izolasyon ve
arızalı rölyefi.

Dağ ve tepelerin bloke ettiği hâkim Batı Rüzgârları her iki adada da iklim bakımından farklılıklar yaratır. Yeni Zelanda ikliminin yaygın özelliği rüzgârdır. Bu rüzgârlar sayesinde Güney Alpleri’nin batı yamaçlarının yukarı kesimleri 750 mm dolayında yağış alırken, doğu yamaçları, Batı Rüzgârları buralara erişemediği için, yılda ancak 350 mm dolayında yağış almaktadırlar. Doğal bitki örtüsü ise karmaşıktır (yaklaşık 2,500 yerli bitki türü olduğu sanılmaktadır) ve dağılış bakımından yerel çeşitlilikler gösterir. Bitki toplulukları gerek volkanik faaliyetler ve buzullaşma gerekse yangınlar, yoğun otlatma ve orman açma gibi insan faaliyetleri yüzünden sürekli bir değişim içinde bulunmaktadırlar. İnsanın müdahalesinden önce adaların yüzde 80’i yoğun ormanlarla kaplıydı –ki bunların çoğu orta kuşak yağmur ormanlarıydı; günümüze bunların ancak ¼’i aktarılabilmiştir ve çoğu da artık koruma altındadır.

14.1.2. Yeni Zelanda’da Nüfus Ve Yerleşme: Başlıca Özellikler

Yeni Zelanda’nın uzak geçmişi hâlâ tam olarak anlaşılamamıştır. Daha yakın sayılabilecek bir geçmişte ülkeye ilk yerleşenlerin Doğu Polinezya’da bir yerlerden gelen Maoriler olduğu bilinmektedir. Zamanımızın Maorileri avcılıkla uğraşan bu eski halkları Morioriler (“ilkel halk” anlamında) olarak anmaktadırlar. Avrupalıların geldikleri sırada (18’inci yüzyıl sonu) artık Moriorilerin tamamen asimile oldukları ya da ortadan kalktıkları ve Klâsik Maori toplumunun iyice yerleşik olduğu kesin olarak bilinmektedir. Yeni Zelanda yakınlarına ilk varan Avrupalı Abel Janzoon Tasman, ilk araştıran ise James Cook olmuştur. İlk Avrupalı yerleşmesi Güney Adası’nda 1792’de kurulan bir yunus ve balina avcılığı istasyonuyla başlamış, daha sonra (1800’lü yılların ilk yarısında) İngiltere’den çiftçiler ve göçmenler getirilmiş ve yerleşmeler yayılmaya başlamıştır. Şimdiki şehir ve kasabaları oluşturmak üzere gelen göçmen dalgasının şiddeti gittikçe artmış, Avrupalılar önce Kuzey Adası’nın içlerine hızla ilerlemişler ve daha sonra da Güney Adası’nı yerleşmeye açmışlardır. Böylece, Yeni Zelanda’nın artan nüfusu iki ada arasında eşit olarak bölünmüş, Auckland ve Wellington Kuzey Adası’ndaki en büyük şehirler olarak ortaya çıkmışlardı; Güney Adası’nda da Christchurch hızla büyümüştür.

Yeni Zelanda’nın nüfusu gelişmiş ülkelere özgü düşük bir artış oranına (% 1.4) sahip bulunmaktadır; bunun esas nedeni, doğum oranınındüşük (binde 15.3) olmasıdır. Ülke her yıl yaklaşık 50-70.000 arasında göçmen (büyük kısmı Britanya kökenliler, bir kısmı da Pasifik adalarından ve Asya’nın çeşitli bölgelerinden gelenler) almakla birlikte, 30-50.000 dolayında da göçmen verdiğinden, yerleşmek üzere kalanların sayısı ancak 20-30 bin dolayında olmaktadır.

Günümüzde Yeni Zelanda’da nüfus dağılışının önemli bir özelliği toplam nüfusun yaklaşık %75.2’sinin Kuzey Adası’nda yaşamakta oluşudur. Adanın birçok bakımdan yerleşmelerin gelişme ve yayılmasına daha elverişli olması bu sonucu doğurmuştur. Nüfusun bir diğer özelliği de nüfusun yarıdan fazlasının (%56’sının) nüfusu 100 binin üzerindeki 6 merkezde toplanmış olmasıdır: Auckland, başkent Wellington, Christchurch, Hamilton, Napier-Hastings ve Dunedin.

14.1.3. Yeni Zelanda’nın Ekonomik Yapısı

Yeni Zelanda tarım ve hayvancılığa dayanarak imalat sanayisinin çok az katkısıyla gelişmiş zengin bir topluma dünyadaki tek örnektir. Buna rağmen, Yeni Zelandalıların çok küçük bir kesimi (% 9’u) doğrudan doğruya tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta, nüfusun geri kalan kesimi şehirlerde yaşamakta, yine daha çok gıda maddeleri işlemeye dayanan imalat ve hizmet sektörlerinde çalışmaktadırlar.

Hayvancılık 150 yıldan fazla bir zamandan beri Yeni Zelanda ekonomisinin belkemiğini oluşturmuş ve ülkenin yüksek yaşam standardını bu faaliyet sağlamıştır. Yeni Zelanda, sözcüğün tam anlamıyla bir koyun ve sığır ülkesidir. Hayvan ve otlakların özenle düzenlenme ve işletilmesi, çiftçilerin ülke toplam nüfusunun bazen 20 misli tutan 75 milyon dolayında koyun ve 9 milyon dolayında da büyükbaş hayvan yetiştirmesini mümkün kılmaktadır. Ülke yüzölçümünün yarıdan fazlasını, kullanılabilir alanların %80.1’ini bir halı gibi kaplayan otlaklar, iklimin, arazi yapısının ve bitki örtüsünün izin verdiği her yerde bulunmaktadırlar. Yeni Zelanda’da toplam arazinin yalnızca % 3’ünde herhangi bir ürün ekilidir, fakat alınan verim çok yüksektir. Ekim yapılan belli başlı alanları (verimli toprakların, yeterli yağışın ve uzun yetişme mevsiminin geçerli olduğu) Kuzey Adası’nda Auckland Yarımadası ve Güney Adası’nda da Christchurch’den içeri doğru Canterburry Ovası oluşturmaktadır. Ülke, kendi ihtiyacını tamamen karşılayacak ve bir miktar da dışsatım yapacak kadar tahıl (çok büyük ölçüde Canterburry Ovası’nda ve Otago’nun kıyıdaki alçak alanlarda) yetiştirmektedir. Bununla birlikte, toplam tarım alanlarının büyük kısmının hayvan yemi ve otlaklarla kaplı olduğunu vurgulamak gerekir. Bahçe tarımı ve meyvecilikde(elma ve kiwidedünya toplam üretiminin % 31’ini karşılar) de Yeni Zelanda’da belirli bir düzeye erişmiştir.

Yeni Zelanda ekonomik tabanını çeşitlendirmeye çalışmakla birlikte, doğal kaynakları çok azdır. Hidroelektrik enerji Yeni Zelanda’daki tek önemli enerji kaynağıdır; ülke elektriğinin %80’den fazlası, Güney Adası’nda üç ana akarsu sistemi (Rakaia, Waitaki ve Clutha) ve Manapouri Gölü ile Kuzey Adası’ndaki Waikato Nehri üzerindeki tesislerden elde edilmektedir. Bir başka geliştirilen ekonomik faaliyet de uluslararası turizmdir. Gelen turist sayısı artmakta ve umut vermektedir. Gelen turist sayısı değil ama turizm gelirleri ve yapılan harcama bakımından Yeni Zelanda dünyanın ilk 40 ülkesi arasına girmeyi başarmıştır. Kuzey Adası’nda Auckland ve Wellington gibi büyük şehirler yanında, volkanik göl ve başka özellikler de turistler için önemli çekicilikler oluşturmaktadırlar. Güney Adası’nda iç turizmin merkezi ise Canterrbury kıyısıdır; fakat doğal koruma alanları (Fiordland, Wesltland vb.) ve eski madencilik merkezi Queenstown gibi başka yerler de turist çekmektedirler.
14.1.4. Yeni Zelanda’nın Bölgesel Çeşitliliği

14.1.4.1. Kuzey Adası

Kuzey Adası nüfus (toplam nüfusun % 75’ini barındırır), tarımsal üretim, ticaret, sanayi ve şehirsel gelişme bakımından Güney Adası’ndan çok daha üstün durumdadır. Adada 6 coğrafi bölge ayrılabilmektedir:

Northland: Northland Yarımadası’yla Coromandel Yarımadası’nı birlikte içine alır. Kuzey Adası’nın kuzey ucunda, yaklaşık 240 km uzunluğunda dar bir yarımada hâlinde kuzeybatıya doğru uzanır. Bu bölge Maori ve pakeha (beyaz) nüfus arasında, misyoner faaliyetleri ve ticaret yoluyla ilk temasların odak noktası olmuştu. Şimdi de oldukça büyük sayılabilecek Maori nüfus kitlesinin varlığıdır. Günümüzde, mandıracılık ve sığır yetiştiriciliğinin orta derecede yaygınlık gösterdiği, koyunculuğun çok seyrek yapıldığı, buna karşılık yarı-tropikal iklimin (ülkedeki en yumuşak iklime sahiptir) meyvecilik, özellikle de turunçgil üretimine izin verdiği bir alandır. Northland Yeni Zelanda’daki en yumuşak iklime sahiptir.
Auckland metropoliten alanı: Yarımadanın oluşturduğu bölgenin güneyinde, anakaranın en dar olduğu kıstak üzerinde yer alır. Çevresiyle birlikte 1 milyondan biraz fazla nüfusuyla Auckland, dünyadaki en büyük Polinezyalı nüfusuyla Güney Pasifik’in de en “büyük şehri”dir.
Waikato: Auckland’ın hemen güneydoğusundan başlayıp merkezi volkanik platoya kadar uzanır. Waikato genelde hafif dalgalı bir alçak alandır; Yeni Zelanda’nın da en büyük akarsuyu olan Waikatoda bölgenin içinden geçer. Ülkenin en güzel tarım ve otlatma alanlarından bazılarını içine alır; en önemli mandıracılık alanlarından birisidir; en büyük ve en iyi kaliteli maden kömürü rezervleri de burada yer alır (özellikle Huntly’de). Bölgenin merkezi Hamilton’dur ve Yeni Zelanda’nın içeride yer alan en büyük şehrini oluşturmaktadır.
Volkanik Plato: Yeni Zelanda’daki gayzerlerin ve sıcak su kaynaklarının çoğu bu bölgede yer alır. Ülke toplam elektrik enerjisinin %5’inden fazlası bu bölgeden elde edilmektedir. Bölgede ekonomik taban sınırlıdır ve nüfus seyrek dağılmıştır. Ormancılık, turizm ve kış sporları bölgenin belli başlı gelir kaynaklarıdır.
Doğu Yüksek Alanları-Wellington: Kuzey Adası’nın doğu kesimi, East Cape’den Wellington’a kadar, yüksek ve sert kayaçlardan oluşmuş bir dağlık yapı hâlinde yaklaşık 620 km uzunluğunda ayrı bir bölge durumundadır. Bu bölgenin kuzeyinde, kıyı ile sıradağlar arasında yalnızca üç şehrin çevresinde yoğun nüfuslanmanın olduğu düzensiz bir kıyı ovası yer alır –bu üç şehir ise Gisborne ile Napier ve artık metropoliten alan hâlinde birleştiği Hastings’dir. Fakat bölgede şehirleşmenin odak noktasını Wellington oluşturmaktadır.
Taranaki-Manawatu: Adanın daha nemli batı kesiminde oluşur. Bölgenin en batısında bir yarımada üzerindeki simetrik konisiyle Mt Egmont (ya da Mt Taranaki) yanardağı bütün Taranaki’ye egemendir. New Plymouth bölgenin kuzeyindeki, Haweraise güneyindeki en önemli yerleşmelerdir. Bölgenin en büyüğü ise Palmerston North’dur. Bölgede mandıracılık ve koyun besiciliği egemendir.

14.1.4.2. Güney Adası

Yeni Zelanda’nın iki büyük adası Cook Boğazı’yla birbirinden ayrılmıştır. Güney Adası Kuzey Adası’ndan birçok bakımdan farklıdır: Yer şekillerinin arızalı yapısı, daha yüksek ve daha kütlesel dağlar, yaygın buzullaşma, rüzgâra açık ve kapalı yamaçlar arasındaki keskin farklılıklar, daha soğuk geçen kışlar, mandıracılığın daha az önemli-tahıl tarımının daha çok, şehirsel gelişmenin ise orta derecede meydana gelmesi gibi olgular bu farklılığın başlıcalarıdır. Güney Adası’nda da 6 coğrafi bölge ayırt edilmektedir:

Nelson-Marlborough (Kuzey Bölgesi): Kuzey-güney doğrultulu bir dizi kıvrımlı dağlar ve vadilerden meydana gelmiştir ve bu durum nüfus dağılışında (daha çok Waimea ve Wairau ovalarında yoğunlaşmıştır) da açıkça yansımaktadır. Bölgedeki kırsal faaliyetlerin mekânsal bağlantısı başlıca iki şekildedir: Birincisi, oldukça yüksek ve arızalı olan dağlarda ekstansif koyun yetiştiriciliği yapılır ve buralar seyrek yerleşilmiştir. İkincisi de, özellikle kıyıya yakın olan, iklim koşullarının uygun olduğu vadiler ve ovalarda entansif tarım faaliyetleri sürdürülür ve bu kesimlerde oldukça yoğun yerleşilmiş kırsal yerleşmeler yer alır. Bölgenin en büyük şehri Nelson’dur.
Westland: Güney Adası’nın batı kenarı olarak bilinir. Burası çok dar, dimdik yamaçların birçok yerde doğrudan denize indiği, yer yer de dar kıyı ovalarının aralara serpiştiği bir kıyı kuşağıdır. Batıya bakan bu bölgenin en önemli özelliği yılın büyük bir kısmında çok nemli (yıllık ortalama yağış 2.500 mm) olmasıdır. Birçok değerli ağaç türlerini içeren yoğun ormanlar bölgede önemli bir kaynak tabanı durumundadır. Bu koşullar altında tarım oldukça güçtür; nüfus da çok seyrek dağılmıştır ve azdır. En büyük şehir, bölgenin ticari odak noktası olan Greymouth’dur.
Alpler ve Fiordland: Güney Alpleri adanın ortasına doğru boylu boyunca uzanır. Adanın en uzak güneybatı köşesinde Güney Alpleri yükselti bakımından daha düşük fakat çok daha muhteşem manzaralar sunan, dik duvarlı fiyortları meydana getirmek üzere deniz tarafından istila edilmiş buzul vadiler hâlindedir. Fiordland denilen bu kesim, hidroelektrik gücün önemli bir kaynağı ve dünya çapında ünlü bir turizm destinasyonudur. Yeni Zelanda’nın “üçüncü” adası olan Stewart Adası da bazı coğrafyacılar tarafından yapısal bakımdan büyük bir benzerlik gösterdiği Fiordland bölgesi içine katılmaktadır.
Yüksek Ülke: Güney Alpleri ve Fiordland’in doğusunda kalan dağ etekleri, daha alçak dağlar ve dağlararası havzaları içine alarak merkezi Otago’dan adanın kuzeyindeki Marlborough’ya kadar uzanan alanı ifade etmektedir. Bölgenin en ayırt edici özelliği uzun bir şerit hâlinde uzanan tepelik arazidir; tepeler ekstansif koyun ve sığır yetiştiriciliği yapılan alanlar hâlindedir.
Doğu Ovaları ve Downs: Güney Adası’nın doğu kesimi batıyla tamamen zıt özellikler taşır. Çok geniş bir dağ eteği ovası Güney Alpleri’nin daha alçak kesimlerinin meydana getirdiği “Yüksek Ülke” bölgesini doğudan kuşatır ve bu alûvyal yelpaze iyice açılarak Yeni Zelanda’nın en geniş alçak alanını, Canterburry Ovası’nı oluşturmak üzere iyice düzleşir. Eti ve yünü için koyun besiciliği ve tahıl üretimi kırsal ekonomiye egemendir. Güney Adası nüfusunun büyük kısmı bu bölgede yaşar. Bölgenin odak noktası Christchurch’dür.
Güney Tepeleri ve Ovaları: Güney Adası’nın en güney ucu Southland olarak bilinir. Bu bölgenin yarıdan fazlası alçak, hafif dalgalı tepeler ve aralarda serpişmiş düz küçük ovalardan meydana gelmiştir ve bütün bu ovalarda entansif tarım faaliyetleri yapılmaktadır. Bütün bölgenin en önemli tarım alanı, Southland Ovası’dır.Yeni Zelanda’nın mandıracılık faaliyetleri Southland’den başlamıştır ve bölge hâlâ bu konuda önde gelmektedir. Nüfusun çok büyük kısmı iki şehirde, Dunedin ve Invercargill’de toplanmıştır.

14.2. Pasifik Adaları

Dünyanın bütün karalarının toplamından daha büyük bir alan kaplayan geniş Pasifik Okyanusu’nda, doğuda Amerikalar ile batıda Asya ve Avustralya arasında, bazıları büyük (en büyüğü Yeni Gine) fakat çoğunluğu küçük (birçoğu da yerleşilmemiş) onbinlerce ada -Pasifik Adaları-yer alır.

14.2.1. Adaların Çevresel Temelleri

Okyanusla içiçe olmanın egemen etkisine rağmen, Pasifik adaları arasında önemli fiziksel çeşitlilikler gözlenir. Adalar, büyük ya da küçük, esas olarak, litoloji, yapı ve alansal uzantı gibi jeolojik esaslara göre dört ana gruba ayrılabilir.

Kıtasal Adalar: Bölgedeki adaların yalnızca birkaç tanesi geniş karasal alana sahiptir ve okyanusun etkisi çok içerilere kadar giremez; alçak enlemlerdeki konumları da adalarda yükseltinin olumsuz etkisini yumuşatır. Bu tür dört adadan söz edilebilir: Avustralya, Yeni Gine ve Yeni Zelanda’nın iki adası.
Yüksek Adalar: Yüzölçümü bakımından büyük, rölyef bakımından çeşitli ve yamaç eğimi bakımından çok dik adalardır. Bazıları tamamen volkanik kökenlidir; volkanlardan bazıları hâlâ faaldir. Genelde “Pasifik ateş hattı” ile bağlantılı olan bu adalar, en belirgin bir şekilde, Okyanusya’nın Melanezya kısmında kendini belli etmektedir. Dağlar, tepeler ya da her ikisi birden ada alanının büyük kısmını oluştururlar; kıyı ovaları ise ya hiç bulunmaz ya da çok dar ve sınırlıdır.
Yükselmiş Mercan Platformlar: Pasifik’te mercanlarla bağlantılı yapılanmalar son derece yaygındır. Bunların çoğu dar resifler hâlindedir; fakat bazen de daha geniş platformlar ya da geçirimli kütleler hâlinde görünürler. Mercan platformu hâlindeki adalara örnekler arasında Makatéa (Tuamotular’da), Nauru ve Tongatapu (Tonga’da) verilebilir.
Atoller: Öteden beri Pasifik’te en sık rastlanan ada türü atollerdir. Atoller polip olarak anılan mercan familyasından küçük deniz hayvancıklarının birbirine yapışmış ve kalkerleşmiş iskeletlerinden oluşan birliklerdir. Mikronezya adalarının hemen hemen tümü, Polinezya adalarının çoğunluğu ve Melanezya adalarının da büyük bir bölümü atollerden oluşmaktadır.

Pasifik adalarının bitki örtüsünde izolasyon yüzünden tür sayısı oldukça azdır. İzolasyonun bir başka fonksiyonu da endemik (yalnızca bir ya da birkaç adada bulunan fakat dünyanın başka yerlerinde rastlanmayan) bitkilerin büyük bir paya sahip olmasıdır. Örneğin Yeni Kaledonya ve Hawai’nin her ikisinin de yerel bitki türlerinin yüzde 70’den fazlası endemiktir. Yüksek adalardaki yoğun yağışlar, yüksek sıcaklıklar ve nemle de birleşerek, her zaman yemyeşil, birkaç katlı, aşırı güçlü ve gösterişli yağmur ormanlarını destekleyecek bir ortam yaratırlar. Yağmur ormanları Melanezya’da, Yeni Gine, Yeni Britanya, Bougainville, Guadalcanal ve Espíritu Santo gibi dağların geniş yer tuttuğu bol miktarda yağış alan adalarda çok yaygındır. Daha küçük alanlar hâlinde yağmur ormanları ise Fiji’de VitiLevu’da rüzgâra karşı ya da Amerikan Samoası’ndaTutuila’daki bazı güneydoğuya bakan yamaçlar gibi yerlerde bulunmaktadır. Mercan adaları ise çok küçük ve alçak oldukları için bitki örtüleri daha seyrektir. Çok daha kurak olan koşullar yağış azlığı ve geçirimli toprak yapısıyla da güçlenerek oldukça tekdüze bir kuraklığa dayanıklı bir bitki örtüsü yapısını ancak destekleyebilmektedirler. Her yerde görülen pandanus ve hindistan cevizi ağacı ve adalıların ektiği çeşitli bitkilerden başka çalılar, otsu bitkiler ve dağınık çayırlıklardan fazla bir şeye rastlanmaz.

14.2.2. Pasifik Halkları

Pasifik adalarının nüfuslanması aşırı derecede uzun bir dönem boyunca olmuştur. Pasifik’e ilk gelenlerin Negritolar ve Australoidler oldukları sanılmaktadır. Avrupalıların Pasifik’e sızmaları da çok yavaş ve değişik noktalardan olmuştur. 1500’lerin başlarından itibaren ilk olarak İspanyol ve Portekizliler, 17. yüzyılda Hollandalı denizciler, 18. yüzyılda da Fransız ve İngilizler bölgede Avrupalı etkisini hissettirmişlerdir. Yüzyılın bitiminde ise, Amerikalılar da dâhil, Avrupalı güçlerin Pasifik Havzasını ele geçirme işlemleri neredeyse tamamlanmıştı. Fakat 1962’de Batı Samoa’dan başlayarak ada gruplarının birçoğu ya bağımsızlıklarını kazandılar ya da kendi kendilerini yönetimde daha çok söz sahibi oldular.

Günümüzde Pasifik adalarının nüfusunun kabaca % 80’i yerel halklardan oluşur, geri kalan % 20’nin 2/3’ü Asya, 1/3’ü de Avrupa kökenlidir. Yerli nüfus grupları arasında en büyüğü Melanezyalıdır (% 80’den fazlası); bunlar arasında da geri kalanın üçte ikisi Polinezyalı olurken, en küçük grup da Mikronezyalılardır. Dille ilgili çeşitlilikler etnik farklılıklardan daha fazladır. Yerli halkların çoğu Avustranezya (Hint Okyanusu’nun batısında Madagaskar’dan başlayıp Polinezya’nın doğusuna kadar uzanan alan) dillerini konuşurlar. Buna tek istisna Melanezya’nın sayıları 800’ü aşan Papua dilleridir. Polinezya ve Mikronezya’da ise nispeten daha az sayıda dil konuşulmakta ve komşu ülkeler birbirlerinin dillerini az çok anlayabilmektedirler. Zaten adaların çoğunda da ya Fransızca ya da İngilizce resmî dil hâlindedir. Pasifik adalarında dinler arasında animizm uzak yerlerde hâlâ egemendir; Asyalı nüfusun fazla olduğu yerlerde Hinduzim, Budizm vb. gibi Asya dinleri yaygındır. Fakat adaların çoğu Hıristiyanlaşmışlardır (Protestan ve Katolik).

14.2.3. Adalara Kısa Bir Bakış

Parçalanmış ve kültürel bakımdan karmaşık olan Pasifik âlemi, suyun mutlak egemenliğine rağmen, bölgesel kimlikler sunmaktadır: Hawai Adaları, Tahiti, Fiji, Tonga, Samoa ayrı ayrı dünyalarla masallaşmış adlardır. Pasifik Dünyası üç ayrı bölgeye sahip bulunmaktadır:

14.2.3.1. Melanezya

Melanezya, Pasifik Havzası’nın güneybatı kısmında, batı ucunda Yeni Gine’nin yer aldığı, doğuya doğru Fiji’ye uzanan ve Solomon Adaları, Vanuatu ve Yeni Kaledonya’yı da içine alan adalar grubundan oluşur. Pasifik’teki tüm adaların yüzölçümlerinin % 98 kadarını ve tüm Pasifik ada nüfusunun (Hawai hariç) % 82’sini kapsar. Dünyada hiçbir yerin Melanezya kadar çeşitli kültür gruplarından meydana gelmediği söylenir.

Papua Yeni Gine, yüz yıl kadar süren İngiliz ve Avustralya yönetimlerinden sonra 1975’de bağımsız bir devlet hâline gelmiştir. Yaklaşık 5.5 milyonluk nüfusunun % 80’den fazlasını Melanezyalılaroluşturur. Papua Yeni Gine dünyanın en yoksul ve en az gelişmiş ülkelerinden birisidir. Nüfusunun % 80’den fazlası kırsal alanda ve yarıdan fazlası da küçük kırsal köylerde ve geçim türü tarıma dayanarak yaşar. Yakın yıllarda hızlı şehirleşme ayrı bir olgu olarak ortaya çıkmıştır; en büyük şehir ve başkent Port Moresby’dir. Bağımsızlıktan beri özellikle Avustralya’dan aldığı dış yardımlarla varlığını sürdüren Papua Yeni Gine’de yakın zamanlarda keşfedilen büyük maden yatakları (bakır, altın, petrol) ülkenin kendi geçimini sağlayacak parlak gelişme potansiyeline işaret etmektedir.

Melanezya’nın kültürel çok parçalılığınaen güzel örneklerden birisi yaklaşık 540 bin nüfuslu, 120’den fazla dilin konuşulduğu, hatta bazılarının birbirinden birkaç yüz metre mesafedeki köylerde ayrı ayrı diller hâlinde temsil edildiği Solomon Adaları’dır. En büyük ada Guadalcanal’dır ve başkent Honiara da bu ada üzerinde yer almaktadır. Ekonomi geçim türü tarıma dayanır; ticari tarım bakımından tek faaliyet kopra (hindistan cevizinin kurutulmuş iç kısmı) üretimine dayanmaktadır. Ticari balıkçılık ve ormancılık da (daha çok Japon pazarına yönelik olarak) önem kazanmaya başlamıştır. Komşu Vanuatu 1980’de bağımsızlığını kazanmıştır; o zamana kadar Vanuatu “Yeni Hebridler” olarak bilinmiş ve Fransızlarla İngilizlerden oluşan bir konsorsiyum tarafından yönetilmiştir. Vanuatu biraz daha az dil farklılığı göstermektedir; fakat takımadalar 80 adadan ve bunlar üzerinde yaşayan 90 farklı kabile ve 200 bin dolayında nüfustan oluşmaktadır. En büyük ada Espritu Santo’dur; fakat Efate en önemli adasıdır ve başkent Port Vila burada yer alır. Vanuatu ekonomisi neredeyse tümüyle dışarıdan gelen (İngiltere, Fransa ve Avustralya) yardımlara dayanıyordu. Fakat ülke bir uluslararası yatırım merkezi ve vergi cenneti olmaya hazırlanmaktadır. Diğer yandan, Pasifik adalarının turizm açısından çekiciliklerine (yanardağlardan geleneksel törenlere kadar) burada da rastlanmaktadır.

Yeni Kaledonya, Pasifik’teki üçüncü büyük adadır ve hâlâ Fransız yönetimindedir. Ada Melanezya’nın diğer yüksek adalarından hem fiziksel hem de kültürel özellikler bakımından faklıdır. 400 km uzunluğunda, “puro” şeklindeki bu adada dağlar ortada belkemiği gibi uzanır.220 bin dolayındaki nüfusun içinde Fransızların (büyük kısmı başkent Nouméa’dayaşar) % 37’yi bulan payının etkisiyle, ülke tamamen Avrupai özellikler taşır. Ada birçok değerli madene (en çok nikel; fakat demir, krom, manganez, kobalt vb. de var) sahiptir. Ancak iç sorunları turizmin gelişmesini engellemektedir.

Bağımsızlığını 1970’de kazanan Fiji, Pasifik âleminin en ilginç ülkelerinden birisidir. İki büyük ve 100 kadar küçük adadan (yerleşilmemiş olanlarla toplam 322) oluşan Fiji karalarının % 86’sı ve 900 bin dolayındaki toplam nüfusun % 92’si başlıca iki adaya –Viti Levu ve Vanua Levu- adeta sıkışmıştır. Başkent ve en önemli liman olan Suva Viti Levu’da yer alır. Tarımsal faaliyet önemli olmakla birlikte, Fiji ekonomisi büyük ölçüde turizme bel bağlamıştır.

14.2.3.2. Mikronezya

Melanezya’nın kuzeyi ve Filipinlerin doğusunda uzanan adalar Mikronezyaolarak bilinen bölgeyi oluştururlar. Mikronezya yaklaşık 7.700.000 km2’lik bir alana dağılmış bulunan ve hepsi de Ekvator’un kuzeyinde kalan 2.500’den fazla adayı kapsamaktadır. Mikronezya, Pasifik Adaları arasında karalar bakımından % 0.3’lük, nüfus bakımından da % 5’lik bir paya sahiptir. Adaların çoğu çok seyrek yerleşilmiş fakat birkaç tanesi de çok kalabalıklaşmıştır.

Guam, 550 km2’lik yüzölçümüyle Mikronezya’nın en büyük adasıdır ve Mikronezya nüfusunun yaklaşık yarısını barındırmaktadır. 1868’de İspanyollardan ABD’ne geçmiştir. Adanın yaklaşık 1/3’ü askerî amaçla kullanılmakta ve ada nüfusunun yine yaklaşık 1/3’ünü ABD’nden gelen askerî personel ve aileleri oluşturmaktadır. Ada nüfusunun geri kalan yarısı da “Chamorros”denilen yerli halktan meydana gelmektedir. Guam batı Pasifik’te bir hava ulaşım ağı merkezi durumuna gelmiştir, turizm faaliyetlerinde de büyük gelişme vardır.

Mikronezya’nın çok büyük kısmı (Caroline, Marshall ve Mariana takımadalarında 2.000 dolayında ada) 1986’ya kadar ABD tarafından tek bir ünite, U.S. Trust Territory durumundaydı; fakat artık statüsü değişmiştir. Adaların hepsi uzun mesafeler, kaynak kıtlığı, geleneksel ile modern değerler arasında keskin çatışmalar, altyapı yokluğu ve siyasal karmaşa gibi ortak sorunları paylaşırlar. Daha önce ABD yönetiminde oldukları için Amerika Birleşik Devletleri’yle Bağlantılı Adalar olarak anılan bu adalar, 1994’den sonra dört ada grubuna ayrılmıştır: Mikronezya Federal Devletleri, Marshall Adaları Cumhuriyeti, Belau (Palau) Cumhuriyeti ve Kuzey Mariana Adaları.

Mikronezya’da bağımsız ülkeler arasında en küçüğü (yalnızca 24 km2), en az nüfuslu olanı (9 bin dolayında) ve kişi başına en yüksek gelirlilerden birisi Nauru Cumhuriyeti’dir. Bir tek yükselmiş mercan adasından oluşur ve bu adanın ortası dünyanın hemen hemen en zengin fosfat yataklarından birisi hâlindedir. Fosfat çıkarımı ekonominin tümüne egemendir ve verginin olmadığı bu toplumun tüm refahını sağlamaktadır. Fakat fosfat adadaki bitki örtüsü ve toprağı sıyırıp götürdüğünden, şimdi Naurulular Güney Pasifik’te yerleşecekleri yeni bir ada aramaktadırlar. Daha önceleri “Gilbert Adaları” olarak bilinen Kiribati Cumhuriyeti ise Nauru’nun doğusunda 1.3 milyon km2’lik bir alana yayılmış 33 küçük yoksul adadan oluşmaktadır. Tek önemli gelir kaynağı kopra ve balıktır; fakat 200 millik ekonomik zon Kiribati’ye karasularında avlanan balıkçı teknelerinden avlanma izni karşılığı önemli bir gelir sağlamaktadır.

14.2.3.3. Polinezya

Mikronezya ve Melanezya’nın doğusuna, kuzeyde Hawai Adaları’ndan doğuda Şili’nin Paskalya Adası’na ve güneyde Yeni Zelanda’ya doğru uzanan kabaca büyük bir üçgenin çevrelediği Pasifik’in orta kesimi (kalbi) yer alır. Burası çok sayıda adanın bulunduğu Polinezya’dır. Pasifik adalarının kara alanı bakımından % 1’ini oluşturan bu adalar nüfusun ise % 13 kadarını (Hawai hariç) barındırırlar. Büyüklüğü ve doğal çevre koşullarındaki farklılıkları nedeniyle, Polinezya Pasifik âleminde açıkça bir coğrafi bölge oluşturmaktadır.

Tonga Krallığı, 70 yıl İngiliz yönetiminde kaldıktan sonra, 1970’de bağımsız hâle gelmiştir. Okyanusta 400 km boyunca yayılmış ve Pasifik’teki en büyük derinlik olan (10,665 m) Tonga Trench’in yanında uzanan 150 küçük adadan oluşur. Pasifik’teki bu tek krallıkta, halk tarım ya da balıkçı köylerinde yaşar ve daha çok geçim türü faaliyetlerle uğraşır; bununla birlikte, kopra, muz, vanilya, kabak ve kavun da dışsatım amacıyla üretilmektedir.

Samoalar, Batı Samoa ve Amerikan Samoası olarak ikiye ayrılır. Batı Samoa Yeni Zelanda’dan bağımsızlığını 1962’de kazanmıştır ve bunu yapan ilk Pasifik adasıdır. Ülke ekonomisi üç ürünün –kopra, taro ve kakao- dışsatımına dayanırsa da, turizm de gittikçe önemli hâle gelmektedir. Amerikan Samoası ise 1900’den beri Amerikan yönetimindedir. Burada halkın çoğu Tutuila adasında yaşar, PagoPago yönetim merkezidir ve Pasifik Havzası’ndaki en iyi liman durumundadır. Ekonomi hemen tümüyle balıkçılık (en çok ton), avcılık, konservecilik, federal harcamalar ve turizme dayanır.

Cook Adaları, Tahiti ile Samoalar arasında 1.940.0 km2’lik bir okyanus parçası üzerinde uzanır, fakat karalar yalnızca 241 km2’dir. 15 küçük adanın “güney” ve “kuzey” grubu olarak toplandığı Cook Adaları’nın (adını kâşif Kaptan James Cook’tan almıştır) nüfusunun yaklaşık % 90’ı güney grubunda yaşar. 1965’de Cook Adaları, Yeni Zelanda ile serbest birlik anlaşması içinde kendi kendisini yöneten bir ülke statüsü almıştır. Nüfusun yarıdan fazlası en büyük ve en önemli ada olan Rarotonga’da yaşar. Cook Adaları’nın ekonomisi de diğer adalarınki gibi, avokado, hindistan cevizi vb. gibi tropikal meyve ve bitkilerin yetiştirilmesine ve balıkçılığa dayanır.

Fransız Polinezyası okyanusta beş takımada (Markiz, Tuamotu, Sosyete, Austral, Gambier) hâlinde 130 adadan oluşur. Adalar hem volkanik ve hem de mercan kökenlidir –çoğu da küçük atollerden oluşur. Sosyete grubu içinde yer alan Tahiti, Fransız Polinezya’sının doğal harikasıdır –kara alanının ¼’ünü kaplar fakat nüfusun 2/3’ünü barındırır. Her şeyin merkezi Tahiti’deki başlıca şehirsel alan olan Papeete’dir. Diğer adaların halkları en çok geçim türü bahçecilik ve balıkçılıkla uğraşırken, Tahiti ve kızkardeş adası Moorea ile Bora-Bora’da turizm ve devlet kurumlarıyla ilgili harcamalar çok büyük bir önem taşır. Polinezya’daki diğer ada grupları ise küçük, nüfussuz (bazı durumlarda ada büyüklüğüyle orantılı olmayan aşırı nüfuslu), kaynaktan yoksun ve az gelişmiş adalardır.

Author: Raşit Tunca