AMERİKA HAKKINDA COĞRAFi BiLGiLER

KUZEY AMERİKA

ABD ve Kanada çok sayıda tarihsel, kültürel ve ekonomik özelliği paylaşmaktadırlar. Bununla birlikte, iki ülke birbirlerinden birçok bakımdan da farklıdır. Aslında farklılıkların katı coğrafi boyutları vardır: ABD toprak bakımından Kanada’dan biraz daha küçüktür fakat Kuzey Amerika kıtasının ortasını/kalbini kaplamaktadır. ABD ’nde çok genel bir coğrafi ayırım olarak “Doğu” ve “Batı”dan söz edilirken, Kanada’da “Güney Kanada” ve “Kanada’nın Kuzeyi” gibi bir ayırıma gitmek daha uygun karşılanmaktadır; çünkü Kanadalıların ezici bir çoğunluğu ABD sınırından 160 km mesafe içinde kalan Güney Kanada’da yaşamaktadır. ABD, ana ülke yanında, aynı zamanda, Alaska nedeniyle Kuzey Amerika’nın kuzeybatı uzantısını da kaplar (Hawaii açıkları ise Pasifik âlemine aittir) ve böylece, Kanada’nın tersine, ABD parçalanmış bir devlet, ülke toprakları iki ya da daha fazla parçadan oluşmuş, yabancı topraklarla ve uluslararası sularla ayrılmış uzantı bakımından “sürekliliği olmayan” bir ülke özelliği kazanır.

Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri, Batı Yarıküresinin kuzeyde kalan kesiminin 1/3’ünü oluştururlar. Bu alan Kuzey Amerika’nın büyük kısmına denk düşer. Hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem de Kanada’da Avrupa’nın kültürel damgasını taşırlar. Bu yüzden de bu bölge (güneyde yer alan Latin Amerika’dan da ayırt edilmek için) çoğu kez Anglo-Amerika olarak anılır. Kuzey Amerika nüfusu dünyanın en şehirlileşmiş toplumunu oluşturur; Yeni Dünya’yı New York, Toronto, Chicago ya da San Francisco’nun gökdelen manzaralarından daha iyi hiç bir şey sembolize edemez. Aynı zamanda da, bu alt-kıtanın birbirine uzak şehirlerini ve bölgelerini birbirine bağlayan süper otoyolları, havayolları ve demiryolları ağlarıyla dünyanın en hareketli (“hipermobil”) halkını oluştururlar.

ABD ve Kanada çok sayıda tarihsel, kültürel ve ekonomik özelliği paylaşmaktadırlar. Bununla birlikte, iki ülke birbirlerinden birçok bakımdan da farklıdır. Aslında farklılıkların katı coğrafi boyutları vardır: ABD toprak bakımından Kanada’dan biraz daha küçüktür fakat Kuzey Amerika kıtasının ortasını/kalbini kaplamaktadır. ABD’de çok genel bir coğrafi ayırım olarak “Doğu” ve “Batı”dan söz edilirken, Kanada’da “Güney Kanada” ve “Kanada’nın Kuzeyi” gibi bir ayırıma gitmek daha uygun karşılanmaktadır; çünkü Kanadalıların ezici bir çoğunluğu ABD sınırından 160 km mesafe içinde kalan Güney Kanada’da yaşamaktadır. ABD, ana ülke yanında, aynı zamanda, Alaska nedeniyle Kuzey Amerika’nın kuzeybatı uzantısını da kaplar (Hawaii açıkları ise Pasifik âlemine aittir) ve böylece, Kanada’nın tersine, ABD parçalanmış bir devlet, ülke toprakları iki ya da daha fazla parçadan oluşmuş, yabancı topraklarla ve uluslararası sularla ayrılmış uzantı bakımından “sürekliliği olmayan” bir ülke özelliği kazanır.

9.1. Kuzey Amerika’nın Çevresel Temelleri

Kuzey Amerika geniş ve çeşitliliği olan bir bölge hâlindedir. Bölge hemen hemen tropikal enlemlere yaklaşan Florida ve Teksas’tan başlayıp Alaska ve Kanada’nın Kuzeybatı topraklarının subpolar alanlarına kadar uzanmaktadır. Eğer bölgeye yukarıdan, uzaydan bakılacak olursa, ilk dikkati çeken kuzeydeki Hudson Bay (Hudson Körfezi) olacaktır. Kanada’nın kuzey kıyısından 1.300 km kadar güneye giren körfez, dev büyüklüğüne rağmen Kuzey Amerika coğrafyasındaki etkisi bakımından oldukça önemsiz sayılır. Coğrafi bakımdan daha önemli olanlar ise, kıtaya doğru daha az girmekle birlikte, iki büyük ve geniş denizsel özelliktir: Güneydoğudaki Meksika Körfezi ve kuzeydeki Alaska Körfezi bölgenin şekillenmesinde çok büyük klimatik ve çok önemli ekonomik etkileri olan düzensizlikleri yaratmışlardır. Kıtanın kabaca dış hatlarında dikkati çeken bir başka özellik ise, haritalara sığamayan, 70.000’den fazla adanın varlığıdır. En önemli ada gruplarını Kanada Kuzey Kutbu Takımadaları ve St Lawrence Körfezi etrafında kümelenmiş olanlar ile aynı adı taşıyan eyaletin bir parçası olan Newfoundland Adası oluşturur. ABD’nin doğu kıyısı açıklarında uzanan adalar oldukça küçüktür ve Long Island dışında çok seyrek nüfusludurlar. Pasifik kıyısının ada kalıbı ise oldukça düzensizdir. Kıyının güney kesiminde çok az ada bulunurken, kıyının kuzeyinde British Columbia ve güney Alaska geniş ölçüde adalarla çevrilidirler.

9.1.1. Yer şekilleri

Kuzey Amerika’ya yer şekilleri açısından bakıldığında, açıkça belirgin olan yerşekli özellikleri genellikle şu başlıklar altında toplanmaktadırlar:

    Kanada Kalkanı; Kıtanın çekirdeğini oluşturur. Şekli, Superior Gölünün güneybatısından başlayarak Hudson Körfezi’nin batı ve doğusuna uzanmak üzere ikiye ayrılarak “Y” harfine benzer. Kalkan, esas görünümüyle eski ve aşınmış olmakla birlikte, hâlâ arızalı bir platodur. 2.8 milyon km2’lik bir alan kaplayan Kanada Kalkanı her iki ülkenin de önemli bir fizyografik bölgesi durumundadır. Kalkanın kapladığı alan geniş bir buzullaşmaya sahne olmuş, kısmen gençleşmiş, akarsularla birbirlerine bağlı sayısız göl çanaklarının varlığı ile daha da çok arızalanmıştır. Buzulların genişlettikleri vadilerin sular altında kalmasıyla da çok güzel manzaralı göller -örneğin New York eyaletinin “Parmak Gölleri” (Finger Lakes) gibi- meydana gelmiştir; Minnesota da yine bu şekilde oluşan gölleriyle “10.000 Göller Bölgesi” olarak anılmaktadır.
    Örtülü Platform: Kanada Kalkanı örtülü platform hâlinde Hudson Körfezi etrafında ve iç kısımdaki alçak alanların altından, Mississippi Deltası’na kadar uzanır. “Büyük Göller” örtülü platformdaki havzaların en büyüğünü kaplar. Platform’un kuzeyinde, Kanada’nın önemli bir kısmını kaplayan “Kuzey Büyük Ovalar”ı ve güneyine doğru da çeşitli iç havzalar (en önemlileri Ohio-Mississippi Havzası’dır) yer alır.
    Kenar Dağlar: Bunlar arasında en önemlileri “Appalaşlar” ve Kayalık Dağların önemli bir bölümünü oluşturduğu “Kordilleralar”dır. Ayrıca, kıtanın doğu kenarında, Appalaşlardan daha kuzeyde, özellikle Parry adalarında odaklaşan fakat diğer adalara da uzanan, yüksek olmayan, Arktik kıvrımlar da yine kenar dağlar arasında sayılırlar. Pasifik kenarındaki dağlar ise Kıyı Sıradağları ve Kayalık Dağlar olarak Alaska’dan Kaliforniya Yarımadası’na kadar uzanırlar.
    Kıyı Ovaları: Genellikle düz ve bazen de bataklık olan kıyı ovaları, Atlantik ve Meksika Körfezi kıyılarında yer alırlar. Bunlar dışında Kuzey Amerika’da geniş kıyı ovalarına pek rastlanmaz. Kıtanın doğusunda, Atlantik kıyısında kuzeydoğuda dar olan kıyı ovaları güneyde giderek genişler ve Teksas’ın kuzeydoğusunda 100 km genişliğe erişir; Mississippi bu ovaların en büyüğüdür.

9.1.2. İklim

Kuzey Amerika gibi büyük bir kıtada iklim tiplerinde farklılıklar olacağı kesindir. Doğal olarak, bu duruma etki eden faktörler de çeşitlidir:

    Bu alt-kıtanın kuzey-güney (sıcaklık koşullarında büyük değişiklikler meydana gelmesine yol açar) ve doğu-batı uzantısının (karasallık etkisinin güçlü bir şekilde hissedilmesine neden olur) önemli oluşu;
    Kenar dağların Pasifik ve Atlantik okyanuslarının etkilerinin iç kısımlara sokulmasını önlemesi (dağlar kıtanın iç kısımlarında karasal iklim koşullarının oluşmasında dolaylı olarak rol oynar);
    Kuzeyde ve güneyde herhangi bir engelin bulunmaması (böylece kuzey denizinden kopan soğuk rüzgârların ve sıcak güney rüzgârlarının Mississippi Vadisi boyunca ilerlemesine olanak sağlar);
    Büyük Göller’in varlığı (hem çevrelerinde yağışı artırırlar hem de sıcaklık koşullarında da yumuşatıcı rol oynar);
    Kıtanın büyük kısmında iklim koşullarında başlıca iki hava kütlesinin–Kontinental kutbi hava kütlesi ve Tropikal denizsel hava kütlesi- etkili olması.

Bekleneceği gibi, bu kadar büyük bir bölgede yağış ve sıcaklık gibi iklim elemanları büyük bir çeşitlilik göstereceklerdir. Sıcaklık bakımından yaz ve kış ekstremlerinin görülmediği alanlar yalnızca kıyılardaki dar şeritlerdir. Meksika Körfezi ve Florida ılık kışları ve sıcak yazları ile sıcaklık oynaklığının çok az olduğu iklim koşullarına sahiptirler. Buna karşılık, bir ekstrem tipini de kuzeydoğu Kanada’da hüküm süren soğuk kışlar ve serin yazlar oluşturmaktadır. Kuzey Amerika’da en fazla yağış alan yerler Pasifik kıyılarındaki dağlar, güney Appalaşlar ve güneydoğudur. İç kesimlerde, güney Pasifik kıyılarında, genellikle yağışlar azalır. Güneybatıda ise çöl koşullarının egemen olduğu alanlar vardır.

9.1.3. Topraklar

Yalnızca tropikal ormanlarda bulunan gerçek lateritler hariç, yeryüzündeki başlıca toprak çeşitlerinin hepsinin bulunduğu Kuzey Amerika topraklarını şu şekilde gruplandırmak mümkündür:

    Tundra toprakları: Soğuk iklim kuşağının toprakları olan bu topraklar kıtanın kuzeyinde yer alırlar. Bir kısmı da donmuş topraklar (permafrost) hâlinde bulunduğu için yazın yer yer bataklıklar meydana gelir.
    Podsoller: Soğuk nemli bölgelerin açık renk toprakları olan bu grup tundranın güneyinden başlar. Konifer ormanların altında oluşmuşlardır.
    Preri toprakları: Gür ot topluluklarının bulunduğu prerilerde oluşmuşlardır.
    Çernozyomlar: Kıtanın ortalarında yer alan steplere denk düşen bu topraklar, yeryüzünde bulundukları her yer gibi, Kuzey Amerika’da da en verimli toprakları oluştururlar. Ancak “su yetersizliği” tam yararlanmayı kısıtlamaktadır.
    Kestane renkli topraklar: Çernozyom kuşağının batısında, yağış miktarlarının ve yıkanmanın azalması buna karşılık kalsiyum karbonat miktarının artmasıyla kendilerini belli ederler.
    Kahverengi topraklar: Kayalık Dağlara paralel olarak kuzey-güney doğrultusunda uzanırlar; daha kurak koşullarda ve daha fakir bir bitki örtüsü altında oluşmuşlardır ve bunlarda humus azdır.
    Serozyomlar: Kuzey Amerika’daki dağlar arası ve çölümsü steplerin karakteristik topraklarıdır. Kısa otlar ve devamlı olmayan çalı örtüsünün bulunduğu yerlerde oluşmuşlardır; tarımsal değerleri azdır.

9.1.4. Bitki Örtüsü

Kuzey Amerika’da bitki örtüsü çağdaş dönemlerde çok büyük değişikliklere uğratılmış ve azaltılmıştır. Dünyanın bu bölgesinin yerleşilmiş alanları için, birçok yazarın da vurguladıkları gibi, “doğal” bitki örtüsü, “eğer kalmışsa”, o kadar temelden ortadan kaldırılmış, yeniden düzenlenmiş ve yer değiştirilmiştir ki artık nadiren bulunabilmektedir. Doğal sayılabilecek bitki örtüsü yalnızca dağlık batıda ve kuzeyde bir miktar kalmıştır; kerestecilik ve yerleşmelerin yayılışı bu küçük kalıntıları daha da azaltmayı sürdürmektedir.

Öteden beri tekrarlanan “Nemli” ya da “Kurak Amerika” söylemi yine bir genelleştirme olarak ileri sürülerek, bitki örtüsü üç büyük kategori ayrılabilmektedir: Orman, çayırlık ve çalılıklar. En kuzeyde tundra ise çok soğuk ve çok kurak olduğu için bitki yetişmesine uygun olmadığından, bu üç grubun dışında kalır; burada likenler vb. hâkim durumdadır. Yılda 50 cm’den fazla yağış alan yerlerdeki bitki örtüsü orman, daha kurak iklimlerdeki ise çayırlardan ve çalılıklardan oluşmaktadır. Kuzey Amerika’da ormanlar enleme göre geniş geçiş alanları yaratmaktadırlar: Kuzey Kanada’da iğne yapraklı ormanlar egemenken, bunlar ABD’nin kuzeydoğusuna doğru inilirken geniş yapraklılarla karışık hâle gelmektedirler. Daha güneydoğuya inildiğinde ise geniş yapraklı bitki örtüsü egemen hâle gelmekte, fakat Körfez-Atlantik Kıyı Ovası’nda daha kurak kumlu topraklar boyunca geniş çam orman alanları bunlara istisna oluşturmaktadır. Çayırlar, Büyük Ovalar’ın tümü dâhil, iç kesimlerin büyük kısmını kaplarlar. Yağış yetersizliği buralarda ağaç yetişmesini güçleştirmektedir. Çalılıklar ise daha kurak kesimlerde görülmektedir. Örneğin Akdeniz iklim özelliğindeki Güney Kaliforniya’da bodur ağaç ve çalılıklar coğrafi görünüme hâkimdir. Gerçek çöl olan tek alan (yıllık 250mm’den az yağış alan) güneydoğu Kaliforniya ve bitişiğindeki güneybatı Arizona’dır; buralarda kaktüs ve çeşitli yapıdaki çalılıklar egemendir. Kuzey Amerika’nın tek tropikal iklim alanı olan Güney Florida’da söz konusu iklim geniş kıyı bataklıkları ile birlikte savan benzeri bir bitki örtüsü yaratmaktadır.

9.1.5. Hidrografya

Kuzey Amerika’da iki önemli drenaj sistemi egemendir:

    Sularını St. Lawrence Denizyolu’na akıtan Büyük Göller (beş tane), ve
    Ohio, Tennessee, Platte ve Arkansas nehirleri gibi kolları vasıtasıyla beslenen güçlü Mississippi-Missouri akarsu ağı.

Her iki sistem de dünyanın en iyi karaiçi suyolu sistemlerinden birisini oluşturmaktadırlar. Kayalık Dağların batısı ve güneydoğusundaki akarsular akış yönleri ve seyrüsefere elverişlilikleri açısından çok daha az kullanım değerine sahiptirler.

Bununla birlikte uzak Batı’da Colorado ve Columbia nehirleri hem içme ve sulama suyunu sağlarlar hem de hidroelektrik enerji sağlamada büyük önem taşırlar.

Yeraltı suyu da ABD’nin birçok kesiminde hayati bir önem taşımaktadır. Geçirimli kayaçlar arasında toplanan Aquifer’ler ya da yeraltı su rezervuarları, birçok bölgenin altında uzanmakta ve yüzeydeki insanların hayatını ve faaliyetlerini sürdürmesinde temel öneme sahip bulunmaktadırlar. Özellikle kurak alanlarda bunlar gelişmenin temel taşlarıdır –Ogallala Aquiferi’nin yoğun tarımsal ekonomi için sürekliliği olan tek kaynak olduğu merkezi Büyük Ovalar’da olduğu gibi. Bununla birlikte, normal oranların üzerinde kullanıma geçildiğinde hemen sorunlar ortaya çıkar. İnsanın müdahalesi, kanalizasyon akışı ya da kimyasal maddelerin yeraltı suyunda birikmesi gibi daha ciddi sorunlar da doğururken Kuzey Amerika’nın fiziki coğrafyası da tamamen yeni bir boyut daha kazanmaktadır.

9.2. Kuzey Amerika’nın Beşerî Coğrafyası

Amerika Birleşik Devletleri, toplam yüzölçümü 9.363.400 km2 olan yüzölçümü ile yalnızca üç ülkenin (Rusya, Kanada ve Çin) arkasında kalmaktadır. Nüfus miktarıyla da (Çin ve Hindistan’dan sonra) dünyanın üçüncü büyük ülkesidir (318.3 milyon). ABD yönetim erkinin federal ve eyalet hükümetleri arasında bölündüğü bir federal cumhuriyettir. Federal eyaletlerin sayısı 50’dir ve bunlar gerek yüzölçümü ve gerekse nüfus bakımından değişik büyüklüklerdedirler. Alaska ve Hawaii dışındaki “eski” denilen eyaletler anakarada bitişik olarak yer almışlardır. Eyaletler county denilen yerel yönetim birimlerine ayrılmış durumdadırlar. Ülkenin ulusal başkenti District of Columbia, daha çok bilinen adıyla Washington D.C.’dir. ABD, Karayip Denizi’ndeki bazı küçük adaları da yönetmektedir ki bunların en büyüğü Puerto Rico’dur. Bundan başka, Pasifik’teki, en çok da Mikronezya’daki birçok küçük ada çeşitli siyasal ilişkilerle bu ülkeye bağlıdır.

Kanada, 9.976.200 km2 yüzölçümüyle dünyanın ikinci büyük ülkesidir. Bununla birlikte, çok seyrek nüfuslanmıştır; 35.4 milyon nüfusuyla dünya ülkeleri arasında 37’inci durumdadır. Kanada’nın yönetim biçimi ABD’nin eyalet şekliyle Büyük Britanya’nın bakanlar kurulunu (başbakan ve bakanlardan oluşan kabine sistemi) bir araya getirmiş, parlamenter demokrasisi olan bir konfederasyondur. Büyük Britanya monarşisi hâlâ Kanada devletinin başıdır ve yalnızca törenlerde yer alan bir biçimsel genel valiyle temsil edilmektedir. 1982’de Kanada Anayasası’nda yapılan değişiklik Büyük Britanya’dan ayrılığı onaylamışsa da, Kanada hâlâ bir anayasal monarşi durumundadır. Kanada konfederasyonu 10 “province” ve 3 de “territory” denilen eyaletten oluşmuştur; tümeyaletlerde farklı yerel yönetim sistemleri işleyebilmektedir. Ulusal başkent Ottawa ayrıca bir eyalet hâline gelmemiştir ve Ontario eyaletinde yer alır.

ABD ve Kanada, kuruluşlarının ilk yıllarında (en ciddisi 1812’de olmak üzere) beş kez birbirleriyle savaşmışlardı. Fakat yüzyıldan fazla bir zamandır komşuluk ağır basmış ve aralarındaki 8.840 km uzunluğundaki sınır dünyanın en uzun açık uluslararası sınırı olarak anılmayı hak etmiştir. Her ne kadar farklılıklar bulunuyorsa da, Amerikalılar ve Kanadalılar gerek toplum gerekse halk olarak birbirlerine birçok bakımdan benzemektedirler. Her iki ülkedeki yaşam birbirine o kadar benzemektedir ki birbirlerinin ülkelerini ziyaret ettiklerinde bir “kültür şoku”ndan söz etmek söz konusu bile değildir. Gerçekten de, sınır boyunca 130 geçiş noktasından geçişler muazzam boyutlardadır; ortalama olarak yılda 40 milyon Kanadalı ABD’ye, karşılığında da 35 milyon Amerikalı Kanada’ya geçmektedir. İki ülke arasındaki dostluğun en iyi göstergesi olmamakla birlikte, ekonomik açıdan önemli olarak, ticaret hacmi de dünyadaki iki-yönlü mal akışının en büyüğüdür ve iki ulus birbirlerinin en iyi müşterileridir.

9.2.1. Nüfus ve Yerleşmenin Gelişmesi

Fransızlar ve İngilizler Kuzey Amerika’yı İspanyol ve Portekizlilerin Latin Amerika’da sömürge imparatorlukları kurma girişimlerinden bir yüzyıl sonra kolonize etmeye başlamışlardır. İlk araştırıcılar Atlantik kıyısı boyunca geçici üsler kurmakla birlikte, hem bölgenin fiziki coğrafya koşullarının kısıtlayıcı olması hem de Avrupa’da kendi sorunlarına den bahsetmek mümkün değildi. Fakat 17. yüzyıl başlarında Avrupa’da Kuzey Amerika’yı kolonize etme yolunda yeni bir enerji ortaya çıktı. Bunun başlıca nedenleri altın, baharat ve gemi inşa etmek için hammadde olarak kullanılacak maddeleri -katran, gemi levazımatı, halat- bol miktarda bulabilme hayali, Yeni Dünya’daki İspanyol egemenliğine meydan okuma arzuları ve İngiltere’deki yüksek işsizlik oranının yarattığı yeni bir şehirli sınıfın göç etmelerinin en iyisi olacağı düşüncesiydi. Kuzey Amerika’nın ilk yerleşilmesinde yalnızca Fransız ve İngilizler değil, Hollandalıların ve İspanyolların da büyük rolü oldu.1600’lerde göçmenler Batı Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya geldiler ve buradaki çevre koşullarına gösterdikleri farklı uyumla çok çeşitli hayat tarzları yarattılar. Altın, dinsel özgürlük, toprak ve imparatorluk hayaliyle gelen Avrupalılar yeni bir beşerî coğrafya yaratıyorlardı.

Kuzey Amerika’nın bugünkü durumunu kazanmasına yol açacak olan gelişmeler ise 1775’de başlayan ve 1782’de Paris’te bir anlaşmayla sonuçlanan bağımsızlık mücadeleleriyle yaşanmıştır. 4 Temmuz 1776’da kıtanın doğusunda kurulmuş 13 devletin birleşmesiyle 1783’de resmen yeni bir devlet kurulmuş oluyordu. Buna karşılık, İngilizlere 8 yıl süren başkaldırı dönemi sırasında Kraliyete bağlı olanlar kendilerine güvenli bir yer aramak üzere daha kuzeye gittiler ve daha sonra birleşerek Kanada konfederasyonunu oluşturdular. Yeni bir devlet hâlinde ortaya çıkan ABD nüfusu 23 milyonu biraz aşmış olarak, 1800’lü yıllarda hızlı bir büyüme süreci içine girmişti: Fransızlardan Louisiana’yı, İspanyollardan Florida’yı satın aldı; Teksas ve Oregon birliğe katıldı ve İspanyolların Meksika’ya gerilemesiyle de yine büyük miktarda arazi katılmış oldu. Birleşme olmakla birlikte, daha önce ayrı ayrı olan devletler arasında bütünleşme olamaması, tarımın ağır bastığı Güney ile ticaret ve sanayinin ağır bastığı Kuzey arasındaki ekonomik dengesizlikler ve güneyde sürdürülen esir kullanımı ülke içinde 19. yüzyıl boyunca sorun olmuş ve 1861 yılında ülkenin kuzeyi ile güneyi arasında bir iç savaş doğmasına yol açmıştı. Kuzey, Güney’e karşı savaşı kazanarak (1865) ülke içindeki birliği kurmaya girişti. Batıya doğru yayılma başladı, kıta-aşırı demiryolları inşa edildi, iç kesimdeki Büyük Ovaların da tarıma açıldı. Aynı etki Kanada için de geçerli oldu ve kıta-aşırı demiryollarıyla ülkenin Atlantik ve Pasifik kıyıları birbirleriyle birleşti. ABD İç Savaş’tan sonra da genişlemesini sürdürdü; Alaska, Hawaii, Porto Riko ve Filipinler (daha sonra bağımsız oldu) de Amerikan idaresine girdiler. 1880-1920 arasında çok çeşitli ülkelerden gelen göçmen dalgaları bir sel hâlini almış, 1900 yılında 75.9 milyon olan ülke nüfusu, hem ülke içi nüfus artışı hem de büyük göç dalgalarının etkisiyle 1920’de 105.7 milyona erişmişti. Amerika’ya göçlerin zirveye eriştiği dönem olan, yalnızca 1900-1914 yılları arasında New York limanındaki Ellis Adası’na günde ortalama 15.000 göçmen gelmişti. Günümüzde yılda ortalama 550.000 dolayında yasal göçmen alan ABD ile 110.000 dolayında göçmen alan Kanada’ya gelenlerin ¼’ünü eskisi gibi Avrupa ülkelerinden (genellikle de doğudakilerden) gelenler oluşturmakta, ¾’ünden biraz fazlası Asya ve Latin Amerika’dan gelmektedirler. Kuzey Amerika’nın yerli halkı olan Kızılderili (Indian) nüfusu ise Avrupalıların kıtaya sızmasını ve kaynaklarını işletmesini engelleyecek ya da yönünü değiştirecek güce sahip değillerdi. Ayrıca, Batı’nın (West) geniş kesimleri anıları hâlâ hatırda kalacak kadar yeni yerleşilmiştir; Alaska ve Kuzey Kanada’nın çeşitli kesimlerindeki yerleşmeler ise çok daha yenidir. Bu nedenle, Kuzey Amerika’nın beşerî coğrafyası, dünyanın diğer bölgeleriyle kıyaslandığında, çok daha yakın zamanlı ve nispeten daha türdeş bir yapıya sahiptir.

9.2.2. Şehirleşme

ABD’de Sanayi Devrimi Avrupa’dakinden hemen hemen bir yüzyıl sonra meydana geldi, fakat 1870’lerde bir kez Atlantiği geçtikten sonra o kadar hızla ve başarılı bir şekilde ilerledi ki ülke yalnızca 50 yıl içinde dünyanın en büyük sanayi gücü olarak Avrupa’yı geçti. Şehirleşme ve sanayileşme ABD ve Kanada’da, bir süreç diğerini etkileyerek, daima elele gitmiştir. Çok yayılmış şehir ve kasabalar hiyerarşisi artık bütün Kuzey Amerika’yı kaplamış ve kendi nüfuslarına modern yaşamın her türlü kolaylığını getirmiştir. Şehirleşmenin 1790’dan 1970’e kadar gelişmesi dört devre hâlinde özetlenmektedir:

    Sanayi-öncesi, Üstü Kapalı Araba Dönemi (1790-1830);Gelişmenin ilk aşamasıydı ve ağır, ilkel karayolu ve suyolu hareketiyle dikkati çekiyordu. Bu dönemin belli başlı şehirleri olan Boston, New York ve Philadelphia Avrupa ile ticarete yönelmiş kuzeydoğu liman şehirleriydi.
    Demir At Dönemi (1830-1870); Bu dönem, batıya doğru yayılışını durmadan sürdüren buharlı trenlerin işlediği demiryollarının egemen olduğu dönemdir. Buna uygun olarak da ülke çapında bir ulaşım sistemi ortaya çıkmaya başlamış, maden kömürü merkezleri patlama göstermiş, küçük ölçekli şehirsel sanayi faaliyetleri gelişmeye başlamıştı. Bu arada ulusal şehir sistemi de biçimlenmeye başlamıştı: 1850’ye doğru New York “primate” (egemen büyük) şehir hâlini aldı ve hiyerarşik olarak bunu Pittsburgh, Detroit ve Chicago gibi sanayi merkezleri izledi.
    Çelik Ray Dönemi (1870-1920); Amerikan Sanayi Devrimi ile ilişkiliydi ve ulusal metropoliten sistemin tam olarak kurulması ve büyümesini biçimlendiren kitlesel güçler arasında şunlar yer alıyordu: çelik sanayi faaliyetlerinin ortaya çıkması ve hızla egemenlik kazanmaları, imalat faaliyetlerinin artması ve demiryolu inşasında çeliğin kullanılması.
    Otoyolu-Havayolu-İyi Yaşama Koşulları Dönemi (1920-1970);Kuzey Amerika’nın sanayi şehirleşmesinin ve ulusal şehir hiyerarşisinin olgunlaşmasındaki son aşamayı oluşturur. Buradaki kilit noktası sayılabilecek yenilik, otomobilin -ve de kamyonun- her zamankinden daha çok kullanımına dayanan bölgesel ve metropoliten yayılma döneminin altını çizen buluş olan ve benzin kullanan içten yanmalı motorlardır. Sanayideki teknolojik ilerlemelerle makineleşme arttıkça Amerikan işgücü sanayi ekonomisini yönetmek üzere “beyaz yakalı” personel ve mesleki hizmetlere doğru kaymaya başlamış ve bu tür üretim faaliyetleri “iyi yaşama koşulları”na her zamankinden çok daha olumlu tepki vermişlerdi.

Amerikan şehirsel sisteminin büyümesi dramatik mekânsal değişimler yaratmıştır. En dikkat çeken bölgesel dönüşüm yüzyılın başlarında kıta çekirdek alanının, yani Amerikan Sanayi Kuşağı’nın ortaya çıkışıdır. Kanada’nın en güney ucunu da içine alan çekirdek bölgenin coğrafi biçimi köşelerinde Boston, Milwaukee, St. Louis ve Washington D.C.’nin bulunduğu bir dikdörtgendir. Ulaşımın şehirleri birbirine bağlamak üzere yayılması ve megalopolis hâlinde büyümeye izin vermesiyle, büyük şehirlerin büyüyen kenar kesimleri de çok sayıda konürbasyon oluşturacak şekilde kısa sürede birbiriyle birleşmişlerdir. Öteden beri bunların en önemlisi ise Atlantic Seaboard Megalopolis olmuştur. Güney Maine’den Virginia’ya kadar Boston, New York, Philadelphia, Baltimore ve Washington metropoliten alanlarını içine alarak uzanan 975 km’lik şehirleşmiş kuzeydoğu kıyı şerididir. Burası, Amerikan siyasetinin, iş âleminin ve kültürünün merkezi olduğu kadar, kıta ile dünyanın geri kalan yerleri arasındaki ticaretin de “menteşe”sidir.

Kanada şehirleri, görüntü bakımından Amerikan şehirlerinin hemen hemen aynısı oldukları izlenimini edinilebilir. Kanada’dakilerde de bir gökdelenler yığını etkileyici bir merkezi iş alanı yaratmaktadır. Karayolu arterleri yoğun ve işlek trafiği taşımakta; iki yanı ağaçla çevrili caddeler banliyö semtlerine işaret etmektedir. Belli başlı kavşaklara yaklaştıkça beliren yüksek bina grupları da banliyö şehir merkezlerini ifade etmektedirler. Bununla birlikte, bu izlenim yanlıştır. Çünkü Kanada’nın büyük şehirleri Amerikan karşıtlarının sorunlarının çok azı ile karşı karşıyadırlar. Toronto gibi büyük bir şehir, alan bakımından çok geniş gibi görünse de, aynı miktar nüfusa sahip bir Amerikan şehrine göre çok daha az dağınıktır. Şehirsel yoğunluklar daha yüksektir; çok aileli konutlara daha sık rastlanır ve daha da önemlisi banliyöleşme henüz ABD’deki kadar ileri gitmemiştir.

Sonuç olarak, Kuzey Amerika’da yer alan her iki ülke de yerleşme açısından belirgin özelliklere sahiptir: Bu bölgede Avrupa ya da diğer kıtalarda görülen tarımsal faaliyetlere dayalı köy vb. yerleşmeler yoktur. Amerikalı coğrafyacıların deyimiyle “çağdaş Amerikan köyü kırsal değil şehirseldir”. Gerçekten bu iki ülkede köy yerleşmeleri hemen tamamen hizmet merkezleridir. Tarımsal faaliyetlerse çiftliklerde sürdürülmektedir. Dünyanın bu kesiminde bir yüzyıl içinde en ilkel tarımsal yerleşmeden ya da diğer basit topluluklardan çağdaş şehirlere erişmek söz konusu olmuştur. Şehirsel yerleşmelerin ise hemen her tipi mevcuttur. Bunlar roadside (yol kenarı)’dan megalopolis’e kadar (roadside1, hamlet2 , köy, kasaba, şehir, konurbasyon, metropolis ve megalopolis) gitmektedir.

9.2.3.Nüfusun Dağılışı

Kuzey Amerika’yı oluşturan iki ülkede denüfus düzensiz bir şekilde dağılmıştır. ABD’nin kuzeydoğusu ile Kanada’nın ona bitişik kesimi dünyanın en büyük nüfus toplanma alanlarından birisidir. Yaklaşık 100 milyon kişiyi içine alan bu nüfus çekirdeği son derece şehirleşmiştir. Çok büyük çeşitlilik gösteren şehirler ve bunların banliyöleri kuzeydoğu nüfus toplanma alanına egemen durumdadır. Bu alan, esas olarak, Atlas Okyanusu kıyıları, Büyük Göller kıyıları ve çevredeki belli başlı akarsuların bulunduğu bir kesimi içine almaktadır.

ABD’nin tarihi boyunca, doğudan batıya milyonlarca insan çeşitli nedenlerle göç etmiştir. Buna rağmen nüfusun hâlâ ¾’ü ülkenin doğusunda kalmıştır ve batı yarısının da hemen hemen yarısı seyrek nüfuslanmıştır. Doğu ile Batı arasındaki bu farklılığı ortaya koymak için, yaklaşık bir sınır olarak, 100. meridyen ya da 50 cm yağış eğrisi kullanılmaktadır. Bu eğrisini doğusunda kalan alanda yağış tarımsal faaliyet için yeterli nemi sağlamakta ve böylece yoğun nüfus kümelerini desteklemektedir. ABD’nin bu kesiminde nüfus ezici bir şekilde şehirseldir; nüfusun % 80’i şehirlerde yaşar. Yakın zamanlarda, ekonomisinin çeşitlenmesi ve yenileşmesi ve yeniş alanlarının yaratılması nedeniyle, ülkenin Güney’ine önemli göçler görülmektedir. Buna karşılık 100. meridyenle batıdaki dağlık alanlar arasında kalan alanda nüfus ve yerleşmeler çok seyrek dağılmıştır. Burada kuraklık ve arızalı topografya devamlı yerleşmeyi sınırlamakta, başlıca nüfus toplanma noktaları da sulamayı mümkün kılacak ve şehirlerin ihtiyacını karşılayacak kadar su kaynaklarının bulunduğu yerlerde gelişmiştir: Denver, Salt lake City, Phoenix gibi. Pasifik kıyısında da bazı önemli nüfus toplanma alanları oluşmuştur. Bu alanlarda nüfusun çoğu sanayi ve ticaret merkezleri hâlindeki belli başlı şehirlerde yaşamaktadır. En büyük toplanma alanını Kaliforniya’da Los Angeles Havzası’ndan Meksika sınırına kadar uzanan kesim oluşturmaktadır. Pasifik kıyısındaki en büyük şehir Los Angeles’dir; onu San Francisco izlemektedir.

Kanada’da ise nüfusu ülkenin güney kıyısı boyunca toplanmıştır. Tüm Kanadalıların % 90’ı ABD ile olan sınırından 300 km mesafe içinde yaşamaktadır. Bu dar kuşağın kuzeyinde, dünyanın en geniş seyrek nüfuslu alanı uzanmaktadır. Km2’de 1’den az nüfus bu kesimde olağanken, bazı yerlerde ise hiç kimse yaşamamaktadır. Kanada’nın başlıca iki nüfus toplanma alanı bulunmaktadır: son derece sanayileşmiş ve şehirleşmiş olan, aynı zamanda ülkenin en verimli tarımsal alanlarını da kapsayan Ontario Yarımadası ve St. Lawrence Nehri Vadisi. St. Lawrence vadisinin en büyük şehri Montreal olurken Ontario Yarımadası’ndaki de Toronto’dur.

Uygulamalar

1) Öğrenci bu dersi Kuzey Amerika Asya ile ilgili fiziki ve beşerî haritalar eşliğinde okumalıdır. Bu konuda, ilgili web sitelerine (wikipedia, World Bank, World Factbook, Encyclopedica Britannica gibi) ve google earth’e bakmaları yararlı olacaktır.
Bölüm Özeti

Bu bölümde, Kuzey Amerika ele alınmıştır. Önce Kuzey Amerika’nın genel fiziki özelliklerine değinilmiş, ardından bölge ülkelerinin genel özellikleri ile ilgili bir girişin adından beşerî coğrafyasına geçilmiştir.

Kuzey Amerika alt-kıtası Kuzey Buz Denizi’nden Panama’ya kadar uzanan geniş ve çeşitliliği olan bir bölge hâlindedir. Bölgenin kıyılarla bağlantılı önemli alanlarının başında Meksika ve Alaska Körfezleri gelir; diğerleri doğu kıyısında St Lawrence Körfezi, Fundy Körfezi ve Chesapeake Körfezi ile batıdaki Puget Sound, Cook Inlet, Bristol Bay, Norton Sound ve Kotzebue Sound adlarını taşıyan körfezlerdir. Bölgeye bağlı en önemli ada grubu Kanada Kuzey Kutbu Takımadaları’dır. Adaların en büyükleri Baffin ve Ellesmere olurken, takımadalar Anglo-Amerika’nın en büyük 10 adasının 9’unu içermektedirler. Büyüklük bakımından önemli diğer adalar St Lawrence Körfezi etrafında kümelenmişlerdir: Newfoundland adası aynı adı taşıyan eyaletin bir parçasını oluşturur, Cape Breton adası Nova Scotia ve Anticosti adası da Quebec eyaletlerine aittir. ABD’nin doğu kıyısı açıklarında uzanan adalar oldukça küçüktür ve biri dışında çok seyrek nüfusludurlar. Bu istisna New York’un bir parçası olan Long Island’dır ve 3,600 km2’lik yüzölçümünde 8 milyondan çok nüfusu barındırmaktadır. Atlas Okyanusu ve Meksika Körfezi’ndeki diğer adaların hemen hemen tümü uzun, dar ve alçak kum tepeleri biçimindedir. Pasifik kıyısının ada kalıbı ise oldukça düzensizdir. Kıyının güney kesiminde çok az ada bulunurken, kıyının kuzeyinde British Columbia ve güney Alaska geniş ölçüde adalarla çevrilidirler. Bunlar arasında en dikkati çeken Kanada’nın en güneybatısı köşesini oluşturan Vancouver Adası’dır. Diğer önemliler arasında British Columbia’nın Queen Charlotte adaları, güneydoğu Alaska’nın Alexander Takımadaları, güney Alaska’nın Kodiak Adası ve oldukça uzakta kalan Aleut grubu sayılabilir.

Kuzey Amerika’ya yer şekilleri açısından bakıldığında, açıkça ortaya çıkan fizyografik bölgeler hemen ayırt edilirler. Örneğin, kıtanın batısında boydan boya uzanan Kayalık dağlar, ortasındaki Büyük Ovalar ve doğudaki Appalaşlar gibi. Kuzey Amerika’nın yapısı ve yer şekillerinde de, beşerî özelliklerinde olduğu gibi, ekonomik gelişmeyi teşvik eden hususlar vardır. Kıtanın çekirdeğini oluşturan merkezi kalkan, diğer adıyla “Kanada Kalkanı” ile içerideki alçak alanlar ve kenardaki dağlar arasında açık bir denge söz konusudur. Kuzey Amerika’da, örneğin Afrika’daki gibi, kitlesel bir durum, Asya’daki gibi dağların ovaları bölmesi ya da Avrupa’daki gibi yine dağların birbirlerinden ayrı üniteler hâlinde dağılmış olması söz konusu değildir. Kuzey Amerika’da kütleler, ovalar ve dağlar birbirleriyle adeta elele vererek insanın yararlanması için çok uygun bir ortam yaratmışlardır.

Amerikan şehirsel sisteminin büyümesi ve sanayi tabanlı ekonomisinin ulusal entegrasyonu, istihdam olanakları yer değiştirdikçe buna uyum sağlamak üzere nüfus da yer değiştirdiğinden, dramatik mekânsal değişimler yaratmıştır. En dikkat çeken bölgesel dönüşüm yüzyılın başlarında kıta çekirdek alanının, yani Amerikan Sanayi Kuşağı’nın ortaya çıkışıdır. Burası, gerek ABD’deki gerekse Kanada’daki sanayi faaliyetlerinde aslan payını kapmıştır.

1Roadside, modern karayollarının eseridir. A.B.D. ve Kanada’nın yoğun trafiğe sahne olan kesimlerinde karayolları moteller, restaurantlar, benzin istasyonları, dükkânlar vb tesisler hâlinde gelişmekte olan yerleşmelerin çevrelerinde hemen daima tarımsal faaliyetler hâkimdir. Bu hizmet merkezleri karayolu yolcularına olduğu kadar, tarımsal nüfusa da hizmet etmektedir.

2Hamlet, bir yol kavşağında yer almış, 20 ile 150 nüfustan oluşan, gerek evler gerek işyerleriyle kırsal görünümden ayrı bir görünüme sahip yerleşme türüdür. Bir yerleşmenin hamlet sayılabilmesi için şu koşullar gerekmektedir:

    Dört adet konut -bunların en az ikisi tarım dışı olacak;
    en az altı fonksiyonel birimin varolması –konut, işyerleri, sosyal kuruluşlar;
    insanlar tarafından hâlihazırda kullanılmakta olan en az beş bina (bir binada birkaç çeşit faaliyet yer alabilmektedir) –esas olarak çevredeki tarımsal alanın ticari merkezi olan hamletlerin gerekli fonksiyonları karşılayacak tesislere sahip olması gerekir.

KUZEY AMERİKA: BÖLGELER

Kuzey Amerika’nın kültürel türdeşliğine ve halkın çoğunluğunun ulusal toplum ve ekonomiyle bütünleşmiş olmasına rağmen, gerek Kanadalılar gerekse Amerikalılar bölgesel kimliklerine sıkı sıkıya sarılmışlardır. Buna karşılık, kıtayı boydan boya geçen çevresel farklılıklar insan faaliyetleri için çeşitli ortamlar yaratmaktadır. Bu durumda, Kuzey Amerika’nın farklı bölgelerinin ele alınmasının tüm kıtanın daha iyi anlaşılmasına önemli katkısı olacaktır.

Kuzey Amerika’nın bölgeselliği farklı diller, gelenekler ve davranışlardan çok, çevresel özelliklere dayandırılmaktadır. Çeşitli yazarlar çevresel farklılıkları esas alarak (hatta bazıları iyice ayrıntıya girerek) Kuzey Amerika’da çok sayıda bölge ayırımına gitmişlerdir. Fakat dünyanın en şehirlileşmiş, dolayısıyla da doğal çevresi son derece değişikliğe uğratılmış bu kesiminde artık beşerî özellikler de bölge ayırımında ağır basmaktadır. Bizim ele alacağımız bölge ayrımında ise, ilgili haritadan da görüleceği gibi, McKnight’ın 15 bölgesi kullanılacaktır:

10.1. Kuzeydoğu: New England ve Kanada’nın Atlantik Eyaletleri

ABD’nin New England ve Kanada’nın New Brunswick, Nova Scotia, Prince Edward Adası ve New Foundland eyaletleri birlikte bu bölgeyi oluştururlar. “Atlantik Kuzeydoğu” olarak da anılan bu bölge harika manzaralarıyla tanınır. Bunun nedeni de yer şekilleridir: bölgeyi oluşturan eyaletlerin alçak dağları üç ayrı sıradan oluşmakta ve yarattıkları yükselti şeritleri şiddetli buzullaşmaya uğramış, göller, dereler, büyük akarsularla bezenmiş bir manzara vermektedir. Bölgede mandıracılık kârlı bir faaliyet olarak sürdürülmektedir. Buna daha çok patates, elma, armut ve kiraz yetiştiriciliğine dayanan bitkisel üretim eşlik eder. Labrador soğuksu akıntısıyla Gulf Stream sıcak su akıntısının birbirine karıştığı Grand Banks kesimi dünyanın en zengin balık yataklarından birisidir. Bununla birlikte, bölgenin ekonomisi gittikçe daha fazla turizm şeklinde gerçekleşen rekreasyona dayanmaya başlamıştır. Atlantik eyaletlerinde oldukça önemli büyüklüklere erişmiş ancak birkaç şehir vardır. Belli başlı metropoliten alanların en büyükleri Halifax ve St John’s’dur.

10.2. Fransız Kanadası

Fransız Kanada’sı Kuzey Amerika’daki en ayırt edici kültür bölgelerinden birisidir. Fransız Kanada’sı, temelde, koloniyal dönemdeki adı Yeni Fransa olan Quebec eyaletiyle özdeşleşmiştir. Ama coğrafi bölgenin sınırları içine eyaletin tümü değil, Fransızca konuşulan kesimi girer. Eyaletin toplam nüfusunun % 90’ı Fransızlar’ın torunlarıdır, % 80’i anadili olarak Fransızca konuşmaktadır. Bu nedenle de, Fransız Kanada’sı Kuzey Amerika’da yalnızca kültür kriteri alınarak ayrılmış tek bölgeyi oluşturduğu için ayrı bir öneme sahiptir. Tarım Quebec’in en önemli gelir kaynağıdır; elma, puroluk tütün, yulaf, mandıra ürünleri ve akçaağaç şurubu temel tarımsal ürünlerdir. Ancak ormanların, maden ve enerji kaynaklarının gittikçe daha çok işletilmesi ve kuzeyde hidroelektriğin geliştirilmesi buradaki geleneksel tarım ekonomisini değiştirmeye başlamıştır. Bölgedeki en büyük şehir, Kanada’nın Toronto’dan sonra ikinci büyük şehri ve en önemli sanayi, maliye, ulaştırma ve eğitim merkezi olan Montréal’dir.

10.3. Megalopolis

Atlas Okyanusu kıyısında uzanan bu bölgenin temelini, oldukça büyük bir nüfus yığılmasının oldukça küçük bir alanda meydana gelmiş olması oluşturur. ABD’nin en küçük bölgesi (toplam yüzölçümünün % 1’inden az) olan bu kesimde, % 90’dan fazlası şehirli olan 50 milyonun üzerinde nüfus yaşamaktadır.

Bölge, Avrupalı yerleşmecilerin ilk geldikleri yerlerin en önemlisidir; bu yüzden şehirlerin çoğunun kıtanın diğer yerlerine göre daha uzun bir geçmişleri vardır. Yine bölge, Kuzey Amerika’daki ekonomik ve toplumsal üstünlüklere sahip birinci bölgedir. En büyük zenginlikler, şehirsel iyi yaşama koşullarının en çeşitlileri, en büyük nüfus yoğunlukları, en çeşitli etnik gruplar bu bölgede toplanmıştır. Burası ülkenin önde gelen iş ve yönetim merkezidir, ülkenin mali kalbidir. New York, Boston, Newark, Philadelphia ve Baltimore’un bir araya gelmesiyle oluşan Megalopolis, uzun ve kesintisiz bir şehirsel kuşak hâlindedir. En güneyinde de başkent Washington yer alır.

10.4. Appalaşlar ve Ozarklar

Bu bölge bir bütün hâlinde değildir; Appalaş yaylaları Ozark-Ouachita tepelerinden yaklaşık 480 km’lik olağanüstü düz bir alanla ayrılmış bulunmaktadır. Bununla birlikte, fiziki ve kültürel özellikler bakımından birbirlerine genelde o kadar benzerler ki, ayrılmışlıklarına rağmen ikisini birden aynı geniş bölge içine katmak mantıklı gelmektedir.

Appalaşlar’ın en önemli özelliği arazinin büyük kısmıyla dik yamaçlardan oluşması ve böylece de yaşamın (dolayısıyla yerleşmelerin) vadilerde odaklaşmış olmasıdır. Diğer bir özellik ise ormanlardır; alanın hemen tümü ormanlarla kaplıdır ve bunların çoğu da el değmemiş ya da ikinci el ormanlardır. Güney Appalaşlar’ın dağlar ve vadilerden oluşan ana kesimi yoğun bir “dışarıya göç” olayının cereyan ettiği ve iç tıkanmanın yaşandığı bir alandır. Pittsburgh Appalaş Yüksek Alanları (Yaylası)’nın en büyük metropoliten merkezidir ve demir-çelik sanayisinin coğrafyasına klâsik bir örnek oluşturmaktadır. Ozarklar’da ise, arazinin arızalı ve toprakların fakir olması, bağlantılı olarak da ormanların büyük ölçüde korunmuş kalması tarım faaliyetlerini belirli alanlarla sınırlamaktadır. Bununla birlikte, hayvancılık faaliyetleri önemlidir.

10.5. Güney: İç Kesimler

ABD’deki zenci nüfusun % 90’ı 20.yüzyıl başına kadar bu bölgede yaşamıştır, fakat özellikle güneyin sanayi merkezlerine ve Sanayileşmiş Kuzey’in şehirlerine doğru olmak üzere dışarıya göçler bu yüzyılda çok şiddetli bir şekilde cereyan etmiştir. Bölge kültür bakımından “güneyli”dir, fakat ekonomik açıdan Güney’in kıyı kesimlerinden temelden farklıdır. Appalaş Piedmontu’nda (dağ eteği ovasında) küçük, aile işletmesi hâlindeki mandıracılık çiftlikleri ve meyve bahçeleri kıyı ovasının büyük ölçekli fıstık ve pamuk plantasyonlarına dayalı ekonomisiyle tam bir zıtlık oluşturur. Bölgede şehirsel hiyerarşinin en tepesindeki iki metropoliten şehir “giriş kapısı” tanımına uygun işlevlere sahiptirler. Doğuda Atlanta ve batıda Dallas ticaret, finans, taşımacılık ve başka ekonomik bakımlardan bölgesel başkentler gibidirler.

10.6. Güney: Kıyı Kesimleri

ABD’nin doğu kıyıları boyunca “subtropikal” olarak nitelenen incecik kıyı şeridi Güneydoğu Kıyı Bölgesi’ni oluşturur. Virginia, Carolina’lar, Georgia, Alabama, Mississippi ve Teksas’ın oldukça dar kıyı şeritlerini içine alırken, bölge, Louisiana’nın yaklaşık yarısını fakat Florida’nın tümünü içermektedir. Şehirleşme oldukça sınırlıdır ama bazı yerlerde de şehirsel patlamanın yaşandığı bile görülür. Florida’nın subtropikal ikliminin sağladığı hemen hemen yıl boyu süren yetişme devresi turunçgillere çok uygun düşmektedir. Sıcak iklimi aynı zamanda yoğun göçleri (özellikle yaşlı nüfusu ve Megalopolis’den kaçanları) kendisine çekmiştir. Batıya doğru Meksika Körfezi’ni çevreleyen subtropikal Körfez Kıyı Ovası ortalama 100 m yüksekliktedir; pamuk, pirinç ve şeker kamışı bölgenin önemli ürünleridir. Ovanın büyük kısmında geniş ölçekli sanayi yatırımları da çok önemlidir. Körfez kıyısındaki en büyük şehirler ise Mississippi’nin antreposu ve güney kıyılarının “pamuk başkenti” olan New Orleans ile NASA Merkezi’nin bulunduğu Houston liman şehirleridir.

10.7. Kuzey Amerika’nın Çekirdek Alanı: “Heartland”

Genelde bir ülke ya da geniş bir bölgenin tüm yaşamsal faaliyetlerinin toplandığı ve oldukça yüksek nüfuslu kesimi için kullanıla gelmiş bir sözcük olan “Heartland” ABD’nin üç eyaletinin (Indiana, Illinois, Iowa) tamamı ile oniki başka eyaletinin çeşitli kısımlarını ve Kanada’nın Ontario eyaletinin önemli bir bölümünü içine alan bir bölgedir.

Bölge bir yandan kıtanın sanayi çekirdeğidir, diğer yandan Kuzey Amerika’nın en verimli tarımsal alanlarının en büyüğü hâlindedir. Buradaki sanayi merkezleri ağır madenlerin çıkarımıyla, tarımsal ürünlerin dünya pazarlarına sevk edilmek üzere yüklenmesiyle ve kimyasal maddeler, fotoğraf malzemeleri ve kimyasal ekipman, kauçuk ve otomobil gibi son derece uzmanlaşmış entegre sanayi faaliyetleriyle uğraşmaktadırlar. Bölge ABD’de yetiştirilen tüm tahılların % 75 kadarını, Kanada’dakilerin % 80 kadarını verir. ABD soya üretiminin 2/3’ü buradan çıkarken, Büyük Göller çevresi de meyve üretiminde büyük bir önem kazanmıştır. Bölgenin tam merkezindeki “Mısır Kuşağı”nın kuzeyinde “Mandıracılık Kuşağı” yer alır.

10.8. Büyük Ovalar ve Preriler

ABD’de bölge, tam anlamıyla “Büyük Ovalar” olarak benimsenmiştir ve öyle bilinir. Kanada’da ise bu terim ender olarak kullanılır ve ülkenin Büyük Ovalar’ın devamı olan kesimine Kanadalılar “preriler” demeyi tercih ederler. Bölgenin sınırları arazi kullanılışı ve ürün kalıplarına dayanılarak belirlenmiştir: En kuzeyde “Yaz Buğdayı Kuşağı” uzanır; bu kuşağın güneyinde “kış buğdayı kuşağının uzantısı” yer alır. Bunun yanında Büyük Ovalar ve Preriler öteden beri hayvancılık faaliyetleriyle de ün kazanmışlardır. Dünyanın en büyük, en iyi işletilen ve en verimli çiftliklerinden bazıları bu bölgede yer almaktadır. Ayrıca, bölgenin güney kesiminin altında uzanan petrol yatakları nedeniyle Teksas başta olmak üzere, eyaletlerin birçoğunda petrol çıkarılmaktadır. Bölgede çok büyük denilebilecek şehirler yoktur ama şehirlerin nüfus artış hızı ülke ortalamasının üzerindedir; Denver ve San Antonio en büyük şehirlerdir.

10.9. Kayalık Dağlar

Büyük Ovalar’ın hemen batısında yer alan Kayalık Dağlar, dünyanın en belirgin yüksek alanlarından birisini oluşturur. Dimdik yamaçların, arızalı bir yapının ve muhteşem manzaraların bir meydana getirdiği bir bölge olduğu kadar, aynı zamanda da geniş ormanların, bol yaban yaşamının ve derin kar örtüsünün, seyrek dağılmış yerleşmelerin, çürüyen hayalet kasabalarının ve de kalabalık kayak güzergâhlarının da yarattığı bir bölgedir.

Bölgede ormancılık faaliyetleri, hayvancılık (otlatma kolaylıklarından yararlanılarak), madencilik, sulamalı tarım (küçük havzalarda) ve turizm önemli faaliyetlerdir. Kayalık Dağlar’da çok az büyük şehir vardır; daha doğrusu bu bölgeye şehirsiz demek de mümkündür. Bununla birlikte, bazı şehirler (kurşun madeniyle bağlantılı Leadville gibi) zengin maden yataklarının keşfiyle ortaya çıkmış, bazıları da (Aspen gibi) madencilik kasabası olarak başlamış ama sonra turizm açısından patlama yaşamışlardır. Dünyanın ilk ulusal parkı olan ABD’deki Yellowstone Ulusal Parkı da bu bölgede yer almaktadır.

10.10. Dağlararası Havzalar

Bölgeyi Kanada sınırından Meksika’nın kuzeyine kadar uzanan kurak ve arızalı bir alanda yer alan üç yüksek plato oluşturmaktadır:

Columbia Platosu; kuzeyde yer alır, kurak vadiler ve ormanlık dağ sıraları hâlindedir. Vadiler ülkenin en önemli elma ve armut üretilen alanlarındandır. Ancak daha kurak kesimlerinde kesintisiz uzanan hektarlarca tahıl ekili alan burasını Batı’nın “buğday kuşağı” yapmaktadır.
Büyük Havza (Great Basin); Nevada’da merkezileşmiştir ve ABD’deki en kurak iklime sahip yerlerden birisidir. Tarım büyükbaş hayvan otlatma, kuru tahıl tarımı ve sulama yapılan tek tek alanlardaki ekimle sınırlıdır. En büyük nüfus yoğunluğu Utah’daki Tuz Gölü depresyonunda yer alır. İlk olarak Mormonlar denilen bir dinî grup tarafından yerleşilen Salt Lake City Büyük Havza’nın başlıca şehridir. Ancak, 1990’dan sonra ABD’de nüfusu en çok artan şehirlerden birisi olan Las Vegas bölgenin de en önemli şehirlerinden birisi hâline gelmiştir.
Colorado Platosu; Bu kesim altın, gümüş ve bakır bakımından zengindir; maden kömürü kaynakları da gittikçe artan bir dikkat çekmektedir. Albuquerque bu seyrek nüfuslu alanın büyük kısmına hizmet verir. Bütünüyle bölgede çok sayıda ve ABD’de en büyükleri olan Kızılderili Rezervasyonları da yer alır. Bölgenin su sıkıntısı Columbia ve Colorado nehirleri üzerinde çok sayıda barajın yapımına yol açmıştır.

10.11. Kaliforniya

Kaliforniya bölgesi aynı adı taşıyan eyaletin yerleşilmiş kesimlerinin çoğunu içine alır. Bölgenin yarattığı imaj “Kaliforniya tarzı yaşam”la eş anlamlı hâle gelmiştir. Bu, Hollywood, Disneyland ve Golden Gate üzerinde odaklaşmış, lüks-ihtişam ve smog (duman+sis) ile tatlandırılmış ve güneşte bronzlaşmış plaj tutkunları ve eksantrik gece yaşamı insanlarıyla nüfuslandırılmış bir yaşam tarzıdır. Ama gerçekler imajların o kadar da önemli olmadığını vurgulayacak kadar daha az heyecan vericidir.

Kuzey Amerika’nın en küçük bölgelerinden birisi ama belki de en farklı olanıdır. Bu farklılık bölgenin fiziki ve beşerî coğrafyalarının, yer şekillerinden arazi kullanılışına, toprak gruplarından toplumsal kalıplara kadar her yanında yansır. Ama en önemlisi, gerek fiziksel ve gerekse psikolojik olarak, bölgenin iklimidir. Kuzey Amerika’nın, yazları kurak subtropikal iklim koşullarına sahip tek kesimidir. Bol güneş ışığı, ılıman kış sıcaklıkları, mutlak kurak yazlar ve nispeten kurak kışlar basit ve temel özelliklerdir. Ama bölgenin çekiciliğini arttıran başka fiziki coğrafya özellikleri de vardır: Kumsal plajların ve yüksek falezlerin hemen yanında yüksek dağlar yer alabilmekte; verimli vadilere açılan sarp kanyonların üzerinde ormanlar yükselebilmekte; doğuda geniş çöller uzanırken, güneyde de farklı bir kültürün (İspanyol kökenli) çekiciliği egemen bulunmaktadır. Bölgede tarım vadi ve ovalarda sulamanın da yardımıyla son derece gelişmiştir. Üretimin dörtte üçü tek başına Merkezi Vadi’den (Central Valley) gelir.

Kaliforniya ülkenin en çok nüfuslu eyaletidir ve nüfusundaki etniklik olağanüstü çeşitlidir; ülkedeki 50’den fazla grubun 21’nin yaşadığı eyalettir. Diğer yandan nüfusun % 94’ü şehirlerde yaşar. Los Angeles, San Diego ve San Francisco bölgenin en büyük şehirleridir. Özellikle Los Angeles, Disneyland ve Hollywood ile turizm açısından ülkenin en önemli destinasyonlarından birisini oluşturur.
10.12. Kuzey Pasifik Kıyısı

Kuzey Kaliforniya’dan Pasifik kıyısı boyunca Alaska’ya kadar, Kuzey Amerika’nın şehirleşmiş geri kalan kesimlerinden büyük mesafelerle ayrılmış, çok geniş araziler yer alır. ABD’nin “Pasifik Kuzeybatısı” olarak anılan eyaletleri (Oregon ve Washington), Kanada’nın British Columbia’sı ve Alaska’nın yirminci yüzyıldaki sınırları aynı çevre koşullarıyla karakterize olurlar.

Bölgenin doğal kaynakları sınırlı çeşitlilikte ama büyük miktar ya da hacimdedir. Kısmen bunun sonucu bölge ekonomisi çeşitlenmemiş ama özelleşmiş üretim türlerine dayanmıştır. Deniz ve orman bölge ekonomisinde önemli roller oynamaktadır: Tarım, denize yakın, uygun yerlerde ya da ormandan açılan alanlarda yapılmaktadır; Batı kıyısında bulunan ormanlar öteden beri tüm Kuzey Amerika ormanlarının en değerli olanlarıdır ve bu durum keresteciliği en önemli faaliyet yapmıştır.

Vancouver Adası ile birlikte dağlar, buzullar, nehirler ve ormanlardan oluşan ada ve fiyort ortamı da başlar ve bu ortam kuzeye doğru Alaska’ya kadar sürer. Victoria ve Vancouver bu kesimdeki en önemli şehirlerdir. Alaska 1.554.000 km2’lik bir alan kaplar. Çok az başka zenginliği olan Yukon Platosu yirminci yüzyılın başlangıcında altın arayan madencileri kendisine çekmiş ve Alaska 1912’de bir “territory” (eyalet öncesi statü) hâlinde örgütlenmiştir.1959’da kazandığı eyalet statüsüyle ve küçük olmakla birlikte büyüyen nüfusuyla Alaska günümüzde hızlı bir sanayi gelişmesi deneyiminden geçmektedir. Kuzey Kutbu Denizi’ndeki petrol yataklarının keşfiyle birlikte Alaska’nın nüfusu büyük bir hızla artmıştır; “petrol patlaması” Alaska’yı kıtanın geri kalan kısmıyla tam anlamıyla bütünleşeceği bir geleceğe götürmektedir.

10.13. Boreal Orman

Kuzey Amerika’daki en büyük bölge olan “Boreal Orman” bir okyanustan diğerine kadar uzanır. Aslında burasının temelde Kanada’nın bir bölgesi olduğu söylenebilir, çünkü Kanada’nın alansal uzantısının yaklaşık yarısını kaplamaktadır. Bununla birlikte, ABD içinde de Yukarı Büyük Gölleri ve ABD’nin bir eyaleti olan Alaska’nın merkezi kesimini de içine almaktadır.

Bu bölge kaya, su ve buzların ülkesi olurken, ama aynı zamanda da kaçınılamaz bir şekilde ormanların yarattığı bir bölgedir de. Değişiminde ya da bileşiminde çok az değişikliklerle dümdüz uzanan arazide yüzlerce kilometre boyunca ormanlar yer almıştır. Tüm bölgede yerleşenler ezici bir çoğunlukla çıkarım, yani madencilik faaliyetleriyle uğraşmaktadırlar.

İkinci önemli faaliyet ise ormancılıktır. Tarım, ancak bölgenin güney kesimlerinde yerel olarak uygun yerlerde (ceplerde) yapılabilmektedir. Şehirler oldukça seyrektir ve çoğu temelde tek fonksiyonludur; yani hayatta kalmak için tek tip ekonomik faaliyete (bazen bir madene, bazen ulaşıma gibi) bağımlıdırlar. Bölgedeki büyük şehirsel merkezden ikisi olan Duluth (ABD) ve Thunder Bay (Kanada) aynı zamanda büyük hacimli malların yükseleme ve boşaltılmasında uzmanlaşmış Büyük Göller limanlarıdır.
10.14. Tundra ya da Arktik Bölge (Kanada’nın Kuzey Kesimleri ve Alaska’ya Uzantısı)

Büyüklük bakımından dev ama nüfus bakımından fakir Arktik Bölge Kuzey Amerika’nın tüm kuzey kenarı boyunca uzanır. Bu bölgenin tümüyle bir Inuit ve Aleut olduğunu söylemek gerekir; başka etnik gruplara çok az sayıda ve çok dağınık yerleşmelerde rastlanmaktadır.

Bazı temel karakterleri oldukça tekdüze olan bölgenin doğu ve batı ekstremleri (doğuda Labrador kıyıları ve batıda Bering Denizi-Aleut Adaları) kısmen çeşitlilik sunabilmektedir. 1.600 km uzunluğundaki Aleut Adaları ağaçsız, sisle kaplı temelde bir dizi volkandan (46’sı aktif) meydana gelmiş, çoğu küçük 280 adalık bir zincir hâlindedir. İyice kuzeyde Kanada Takımadaları yer alır. Buz ve kar ülkesi olan bu bölgede kış sıcaklıkları çok düşüktür; yağışlar kar şeklinde düşmekte ve yağış azlığı bölgenin kuzey kesimlerini Kuzey Amerika’nın en kurak kesimleri yaparak bazı yerlere verilen “soğuk çöl” adını haklı kılmaktadır. Yüzölçümü 1.3 milyon km2’nin üzerinde olan Kanada Arktik’i (Kanada Kutup Bölgesi) son derece az nüfusun yaşadığı bir “tundra”dır. Hâlâ çok az yerleşmenin nüfusu 5.000’i ancak geçmektedir, bir kısmının da 2.500’den azdır. Bu nüfusun da çoğu (50.000 kadar) modern haberleşme sistemlerinin, okulların, ticaret birimlerinin bölgede inşası ve çoğalmasına paralel olarak hızlı bir değişim içine girmiş bulunan yerli Eskimolardır (1970’lerin sonlarında Eskimo yerine Inuit adı tercih edilmiştir). Kızılderili gruplarından ise, tümüyle Kanada’da olmak üzere, en çok Dene olarak anılanlara rastlanır (yalnızca 1.000 kadar).

10.15. Hawaii (Adaları)

Hawaii Adaları Kuzey Amerika’nın belli başlı bölgelerinin en küçüğüdür. Hawaii eyaleti, Pasifikte Hawaii adasından Kure’ye kadar batıya doğru 2.560 km uzunluğunda, adalar, adacıklar ve resiflerden oluşmuştur3. Hawaii adaları, yeryüzünde volkanik faaliyetler sonucu oluşmuş ve yüzeyleri daha sonraki volkanizmayla ve erozyon faaliyetleriyle değiştirilmiş dağ sıralarının denizaltında kalmasıyla su yüzeyinde meydana çıkan yüksek-yukarı ya da tepe kesimleridir. Adalardaki en yüksek zirvelerden olan Mauna Loa (4.104 m) dünyanın en büyük aktif volkanıdır.

Hawaii adalar zinciri dünyada yüksek volkanik adaların en uzak –herhangi bir kıtadan ya da benzer büyüklükteki başka adalardan- grubudur. Hawaii adalarının Polinezyalı nüfusundan öncesi bilinmemektedir. İlk sakinlerinin sonra gelen (750-1000 tarihleri arasında) Polinezyalılar tarafından yok edildikleri ya da asimile edildikleri sanılmaktadır. Sonraki yüzlerce yıllık yalıtılmışlığı 14. ve 15. yüzyıllarda meydana gelen bir başka büyük Polinezya göçmen dalgası, bunu da ikinci bir yalıtılmış dönemi izlemiştir. Adaların resmî keşfi ise 1778’de gelen İngiliz Kaptan James Cook tarafından olmuştur. Ama İspanyol kaptan Gaetano’nun Cook’tan iki yüzyıldan daha fazla bir zaman önce buralara geldiği de bilinmektedir. Bununla birlikte, Cook’un deyimiyle “Sandwich Adaları”nın dünyaya açılmasını sağlamıştı. Daha sonra İngiliz etkisi çok güçlü olmuştu; ABD’den çok olmayan ama gittikçe artan sayıda göçmen de gelip buralara yerleşmişti. Tabii bu arada Asyalılar da. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında ucuz işçi ihtiyacının karşılanması amacıyla, 1852’de gelen ilk Çinliyi izleyerek Asyalılar geldiler. İlk Japon 1868’de yolunu kaybeden bir balıkçı olmuşken, diğer Japonlar plantasyon işçisi olarak geldiler. Şeker kamışı tarlalarında çalışmak için de Filipinolar, Kore, Samoalı vb.’leri geldiler. Hâlen bir erime potası gibidir: Beyaz ya da Kafkas ırktan olanlar toplam nüfusun % 25, Hawaii ve melez Hawaiililer % 20, Filipinolar % 15 ve Çinliler % 6 kadarını oluşturmaktadırlar. Japonlar da çoktur; nüfusun zaten yaklaşık yarısı Asya kökenlidir ki bu hiçbir ABD eyaletinde rastlanan bir durum değildir.

Uygulamalar

1) Öğrenci bu dersi Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada haritaları eşliğinde okumalıdır. Bu konuda, ilgili web sitelerine (wikipedia, World Bank, World Factbook, Encyclopedica Britannica gibi) ve google earth’e bakmaları yararlı olacaktır.
Bölüm Özeti

Bu bölümde, Kuzey Amerika’nın bölgesel ayırımı ele alınmıştır. Kuzey Amerika’nın farklı bölgelerinin ele alınması tüm kıtanın daha iyi anlaşılmasına önemli katkıda bulunmuştur.

1990’larda Anglo-Amerika’nın tamamen yeni bir çağa girdiği ileri sürülmektedir. Kristof Kolumb’un 500 yıl önce Yeni Dünyayı keşfinden beri bu üçüncüsü olmaktadır. İlk dörtyüzyıl tarım ve kırsal hayatın egemenliğinde geçmiş; ikinci çağ olan “sanayi şehirleşmesi” dönemi, ondokuzuncu yüzyılı ve yirminci yüzyılın büyük kısmını kaplamıştır. Ama artık ABD ve Kanada’da bilgi üretim ve dönüştürülmesi, uzmanlaşmış hizmetler ve yüksek teknoloji sanayilerinin egemenliğindeki ve karşılıklı iş ilişkilerinin gittikçe daha çok küresel ölçekte işlediği bir “sanayi sonrası” (post-endüstriyel) toplumuna dönüşme ve ekonominin olgunlaşma dönemi yaşanmaktadır. Mavi yakalılar hızla beyaz ve pembe yakalıya dönüştükçe ve otomasyonun girdiği bürolar egemen işyerleri hâline geldikçe, Anglo-Amerika’nın her tarafında esaslı yer değiştirmeler yaşanmaya başlanmıştır.

Her ne kadar ABD ve Kanada’nın çok sayıda tarihsel, kültürel ve ekonomik özelliği paylaştıkları doğruysa da, iki ülke birbirlerinden birçok bakımdan da farklıdır. Aslında farklılıkların katı coğrafi boyutları vardır: Toplam olarak 19.4 milyon km2 alan kaplayan Anglo-Amerika’da ABD toprak bakımından Kanada’dan biraz daha küçüktür fakat Kuzey Amerika kıtasının ortasını/kalbini kaplamaktadır. ABD’de çok genel bir coğrafi ayırım olarak “Doğu” ve “Batı”dan söz edilirken, Kanada’da “Güney Kanada” ve “Kanada’nın Kuzeyi” gibi bir ayırıma gitmek daha uygun karşılanmaktadır; çünkü Kanadalıların ezici bir çoğunluğu ABD sınırından 160 km mesafe içinde kalan Güney Kanada’da yaşarlar. ABD, ana ülke yanında, aynı zamanda, Alaska nedeniyle Kuzey Amerika’nın kuzeybatı uzantısını da kaplar (Hawaii eyaleti ve çevresi ise coğrafi açıdan Pasifik âlemine aittir) ve böylece, Kanada’nın tersine, ABD ülke toprakları iki ya da daha fazla parçadan oluşmuş, yabancı topraklarla ve uluslararası sularla ayrılmış uzantı bakımından “sürekliliği olmayan” bir ülke özelliği kazanır.

Kuzey Amerika’nın bu iki (ABD ve Kanada) ülkesinin son derece gelişmiş toplumları tarih ve coğrafyanın bir kombinasyonu hâlinde ortaya çıkan küresel liderlik rolünü de ele geçirmişlerdir. Aslında Anglo-Amerikalıların en büyük başarısı koşulları güç ve son derece geniş olan bir çevreye karşı kazandıkları savaşlardır: Ulaşımı ve iletişimi sürekli iyileştirerek Amerikalı ve Kanadalılar ülkelerinin tümünü, dağlar ve geniş tahıl tarım alanları kuzey-güney doğrultusunda uzanarak büyük engeller yarattıkları hâlde, gerekli olduğu şekilde doğu-batı doğrultusunda büyük mesafeler (4,000 km’nin üzerinde) boyunca organize etmeyi başarmışlardır. Coğrafi mekânın kısalması, ya da zaman-mekân yakınlaşması, 150 yıl boyunca birbirini izleyen demiryolu, karayolu ve havayolundaki gelişmelerle gerçekleşmiş ve uzak yerlerin birbirine iyice yakınlaşması yanında, insan ve faaliyetlerin de daha geniş alanlara yayılması mümkün olmuştur. Böylece 300 yıllık tarihleri boyunca ABD ve Kanada, Avrupa’daki anavatanları olan ülkelerindeki toplumlardan çok daha farklı bir gelişme süreci içinde olmuşlardır.

3Pratikte Hawaii Adaları Hawaii adasından Niihau’ya kadar 640 km uzunluğundaki iki düzine kadar adayla sınırlandırılmış bir kesimi ifade etmede kullanılmaktadır. Hawaii Adalarının toplam yüzölçümü yaklaşık 16,835 km2’dir ve bunun hemen tümü 8 büyük adadan oluşmaktadır. Büyüklük sırasına göre bu 8 ada: Hawaii (10,415 km2), Maui, Oahu, Kauai, Molokai, Lanai, Niihau ve Kahoolawe (115 km2 kadar). Yalnızca Hawaii’nin yüzölçümü diğer yedi adanın toplamının yaklaşık iki mislidir.

ORTA VE GÜNEY AMERİKA

Orta Amerika ayrı bir coğrafi bölge midir? Bazı coğrafyacılar Orta ve Güney Amerika’yı tek bir bölge olarak ele almakta ve egemen İberyalı (İspanya ve Portekiz) mirası ile Katolik dininin yaygınlığını yansıtan “Latin” Amerika olarak adlandırmayı tercih etmektedirler. Fakat bu kriter daha çok Güney Amerika’ya uygundur. Orta Amerika’da nüfusun çoğunun ataları Afrikalı, Asyalı ve Avrupalı’dır. Bundan dolayı, Orta Amerika kültürel-coğrafi çeşitlilik kavramları için çok güçlü bir örnek oluşturmaktadır.

Güney Amerika bütün kıtalar içinde biçimi en çok bilinendir; dev bir üçgen biçimindeki kıta, Orta Amerika’nın anakarasının oluşturduğu ince bir kara köprüsü ile Kuzey Amerika’ya bağlanmaktadır. Güney Amerika 12 bağımsız ülke (Venezüella, Guyana, Surinam, Kolombiya, Ekvador, Peru, Bolivya, Brezilya, Paraguay, Uruguay, Arjantin ve Şili) ile Fransa’nın bir denizaşırı ili (départemént) Fransız Guyanası’ndan oluşmaktadır.

8.1. Orta Amerika: Genel Özellikler

Orta Amerika bölünmüş ve parçalara ayrılmış bir bölgedir. Kuzey ve Güney Amerika gibi dev büyüklükte iki bölgeyi birbirine bağlayan, Meksika’nın güneyinde ince bir kara şeridi hâlinde 6.000 km boyunca uzanan huni biçimli anakarası, Panama’da yalnızca 65 km genişliğe sahiptir. Diğer yandan, dağ sıraları, volkanlar, bataklık kıyılar ve yoğun yağmur ormanları teması ve bağlantıyı güçleştirir. Karayip Denizi’ndeki adalar, denizin tabanından yükselen dağ zincirlerinin zirveleridir. Bu zirvelerin bir kısmı nispeten durağandır, diğerleri ise aktif volkanlardan ibarettir. Hemen hemen her yerde sık sık depremler gerçekleşir. Bu doğal felaketlere mevsimlik şiddetli fırtınaların da eklendiği düşünülürse, Orta Amerika’nın çevre koşulları açısından dünyanın en güç ve tehlikeli bölgelerinden birisi olduğu açıktır.

Orta Amerika’nın genel özelliklerini şu maddeler altında toplamak mümkündür:

Orta Amerika Meksika’dan Panama’ya uzanan anakara ülkelerinin tümü ile doğuda Karayip Denizi’ndeki adaların tümünü kapsamaktadır.
Orta Amerika’nın anakarası Atlantik ve Pasifik suları arasında çok önemli ve kesin bir sınır oluşturur; burası kıtalararası bir kara köprüsüdür.
Orta Amerika’da tropikal koşullar yükseltiye bağlı olarak değişikliğe uğrar ve doğal çevre koşulları açısından düşey kuşaklar ortaya çıkar.
Orta Amerika kültürel ve politik açılardan parçalanmış bir bölgedir; günümüzde istikrarsızlık tüm zamanlardan daha fazladır.
Orta Amerika kültürel açıdan karmaşık bir bölgedir. Anakarada Indian (yerli) gelenekleri hâlâ sürmekteyken, Karayipler’de Afrikalı etkiler egemendir.
Orta Amerika’nın tarihi coğrafyası, güçlü komşusunun –ABD’nin- müdahaleleri ile tıka basa doludur.
Orta Amerika’nın çoğu az gelişmiştir. Bölge Amerikaların en az gelişmiş ülkelerini içerir.
Meksika, kapladığı alan, nüfus ve ekonomik güç açısından, bölgenin en büyük devletidir.
Ekonomik ve politik nedenlerle nüfusun bölgeden dışarıya yönelik göçler devam etmektedir.
Bölge (özellikle Meksika) bilinen ve potansiyel yeraltı kaynakları açısından zengindir.

8.2. Orta Amerika’nın Bölgesel Kalıbı

Orta Amerika’nın doğu kıyıları ve ABD’nin güney kıyısı, denizsel bölgenin sınırlarını oluştururlar. Denizin kuzey kesimi Meksika Körfezi olurken, güney yarısı da Karayipler Denizi’dir. Florida Yarımadası ve buna ek olarak Karayip adalarının oluşturduğu yay denizin doğu sınırını işaret eder. Orta Amerika bir bütün olarak “anakara” ve “adalar” olmak üzere iki bölgeye ayrılarak incelenebilmektedir:

8.2.1. Orta Amerika Anakarası

Meksika hem anakaranın hem de tüm bölgenin en büyük ülkesidir. Meksika uzun Indian (yerli) tarihe sahiptir. Maya, Toltek ve Aztek, İspanyolların burayı sömürgeleştirmesinden önce varolan medeniyetlerden yalnızca üçüdür. 1821’de Meksika’nın bağımsızlığına kadar buradaki dil, kültür ve mimariye bir de İspanyol boyutu eklenmiştir. Meksika, yarıdan fazlasının 1.000 m’nin üzerinde kaldığı dağlık bir ülkedir. Kuzey Amerika’nın batı kıyısı boyunca uzanan Kayalık Dağlar güneye doğru Meksika içinde de devam eder ve “Sierra Madre” adıyla ülkenin belkemiğini oluşturur. Düz olan tek yer Meksika Körfezi çevresidir ve bu alan genişleyerek Yucatan Yarımadası’nın büyük kısmını şekillendirir. Meksika’nın 111.2 milyon nüfusunun büyük kısmı (yaklaşık ¼’ünden fazlası) başkent Mexico City çevresindeki yüksek plato üzerinde toplanmıştır.

Orta Amerika anakarasının geri kalan kısmında ise Orta Amerika Cumhuriyetleri olarak bilinen yedi küçük devlet -Belize, Kosta Rika, El Salvador, Guatemala, Honduras, Nikaragua ve Panama- yer alır. Bölgenin dar parçasına sıkışmış olan bu cumhuriyetlerin toprakları (Nikaragua dışında) oldukça küçüktür, nüfusları da birbirinden oldukça farklıdır: Guatemala 14.6 milyon nüfusa sahipken, altı Hispanik cumhuriyetten Panama’da 3 milyona ve tek eski İngiliz sömürgesi olan Belize’de (1981’e kadar İngiliz Hondurası olarak biliniyordu) yalnızca 280.000’e düşer. Orta Amerika’da nüfusun etnik bileşimi de çeşitlidir; Indian’lar ve beyazlar azınlıktayken, mestizo’lar çoğunluktadır. Bu cumhuriyetler, daralan kara köprüsünün hem Pasifik hem de Karayip tarafında, kıyı ovaları ile kuşatılmış olan yüksek kuşakta yer almaktadırlar. Günümüzde Guatemala (Guatemala City), Belize (Belmopan), Honduras (Tegucigalpa), El Salvador (San Salvador), Nikaragua (Managua) ve Kosta Rika’nın (San José) başkentleri iç kısımlarda ve 1.060 m ya da daha üzerinde bulunmaktadırlar. Tüm Orta Amerika anakarasında, kıyıda yer alan tek başkent Panama City’dir. Ortalama nüfusları 4 milyon dolayında olan ülkelerde bu şehirlerin büyüklüğü, Mexico City’nin Meksika’nın gri kalanı üzerindeki egemenliğine benzer bir şekilde, onların üstünlüğünü yansıtmaktadır.

Belize Orta Amerika’nın en küçük ülkelerinden ve dünyanın en az nüfuslu ülkelerinden birisidir. Ülke düzdür ve yoğun ormanlarla kaplıdır. Karayip Denizi’nin sığ kesimlerinde kıyıya paralel uzanan mercan resifi, (Avustralya’dakinin ardından) dünyanın ikinci büyük set resifidir. Turizm, yakın zamanlarda ülkenin ikinci önemli döviz kaynağı hâlini alacak kadar gelişmiş, gelen ziyaretçi sayısı ülke nüfusunu aşmıştır.

Kosta Rika tropikal iklim bölgesinde yer alır. Toprakları ancak 119-282 km genişliktedir. Komşularının tersine, kahve ve muz ülkesi Kosta Rika’nın oldukça sakin geçen, yüzyıllık demokrasiye dayanan bir geçmişi olmuştur. Anayasası bir ulusal ordu kurulmasına izin vermeyen dünyadaki tek ülkedir. Orta Amerika’daki en dinamik turizm endüstrisi de bu ülkede yer alır. Başarısının nedeni ABD pazarına dayanan “ekoturizm” kampanyasından kaynaklanmaktadır.

Panama, Karayip Denizi’yle Pasifik Okyanusu’nu birbirine bağlayan Panama Kanalı ile büyük bir stratejik öneme sahiptir. Diğer dört Orta Amerika Cumhuriyeti -Guatemala, Honduras, El Salvador ve Nikaragua- iç savaşlar ve siyasal istikrarsızlıklarla boğuşmaktadırlar. Bu ülkeler arasında Honduras en yoksuludur; hatta Haiti’den sonra Batı Yarımküresi’ndeki en yoksul ülkedir. Büyük Amerikan yardımlarıyla açlıktan kurtulmuştur (buna rağmen nüfusunun % 46.5’i günde 1 $’dan daha azla geçinmek zorundadır). Nikaragua, uzun dönemli bir iç savaş geçirmiştir. Yeni girdiği istikrar döneminin ise ne kadar süreceği belirsizdir. Guatemala, 33 yıllık iç savaştan sonra gelişme süreci içine girmiştir. Kahve üretiminden sonra turizm ikinci sırada yer almaktadır.

8.2.2. Karayip Adaları

Karayip Denizi’ndeki adalar, Küba’dan Trinidad’a kadar yaklaşık 4.000 km boyunca geniş bir yay hâlinde uzanırlar. Adaları oldukça sığ sayılan Karayip Denizi çevreler. Karayip adaları fiziksel, siyasal, kültürel ve ekonomik özellikleri açısından çeşitlilik gösterirler. Sömürge geçmişleri ve şimdiki siyasal yakınlaşmaları adaların kültürel çeşitlilikleri üzerinde etkili olmuştur. Yetiştirilen şeker kamışı yüzünden “Şeker Adaları” olarak tanınan Karayipler 125 yıl boyunca bir “İspanyol Gölü” olarak kabul edilmişti. 17. ve 18. yüzyıllarda bu kez Fransız, İngiliz, Danimarkalı ve Hollandalılar geldiler ve Karayipler’de sömürgeler kurdular; bu arada bazı adalar ticari rekabet içinde el de değiştirmişlerdi. Daha sonra, ABD bazı adaları satın almış –örneğin Danimarka’dan Virjin Adaları’nı 1917’de- ve bazı adalar da 20. yüzyıl içinde egemenliklerine kavuşmuşlardı. Her bir adanın dili, mimari tarzı, siyasal örgütlenmesi sömürge geçmişinin bir sonucudur.

Karayip Adaları içinde büyük olanlar (Küba, Hispanyola, Jamaika ve Porto Riko) Büyük Antiller, küçük olanları ise Küçük Antiller olarak adlandırılırlar. Büyük Antiller’in en büyüğü Küba’dır. 1959’da gerçekleşen Küba devrimi bu adayı sosyalist bir devlet yapmış ve Batı dünyasından izole etmişti. Günümüzde, bunca yıldır turizm güzergâhı dışında kalmış olmanın yarattığı merak ve ABD’deki Kübalıların ülkelerine olan özlemleri nedeniyle, yönetimin kuralları kısmen gevşetmesiyle birdenbire büyük miktarda turist almaya başlamıştır. Hispanyola’nın doğu yarısında Dominik Cumhuriyeti (küçük volkanik bir Karayip adası olan Dominika ile karıştırılmamalıdır), batı yarısında Haiti yer alır. Diğer adalardan daha çok nüfusludur, ancak nüfus yoksuldur ve ülke yüksek düzeyde dış borç yükü altındadır. Burada turizm diğer adalardan biraz daha değişik yapıdadır: daha geç başlamıştır; parasal bakımdan uluslararası değil, iç kaynaklardan desteklenmiştir; Karayipler’deki en ucuz destinasyon olmasına yol açan en düşük harcama yapacak turiste hitap eder. Hem Karayipler’in hem de Büyük Antiller’in üçüncü büyük adası olan Jamaika bölgenin kuzeyinde kalır. 1950’lerde zengin İngiliz ve Amerikalıların kışı geçirmek üzere geldikleri Jamaika, çok çeşitli turizm kaynaklarına sahip olduğu hâlde, siyasal sorunları ve dış dünyada geçmişte yarattığı imaj (1985’deki ayaklanma, Hurricane Gilbert’in 1988’deki tahribatı, uyuşturucu konusundaki kötü ünü ve bununla bağlantılı şiddet olayları) yüzünden gelen turist sayısı giderek azalmıştır. Porto Riko Karayipler’deki dördüncü büyük adadır. Önceleri bir İspanyol sömürgesi olan ada 1898’de ABD’ye geçmişti. Adada kıyı ovaları şeker kamışı ve ananas üretim alanlarıdır. Başkent San Juan Karayipler’in ana iletişim merkezidir.

Küçük Antiller (ya da Diğer Karayip Adaları) içinde yer alan Bahamalar, 22 tanesi yerleşilmemiş 700 kadar adadan oluşmaktadır. Bahamalar, turizmin yalnızca 300 bin dolayında nüfusa sahip küçük bir Karayip ülkesine nasıl zenginlik getirebileceğine iyi bir örnek oluşturur. Hollanda Antilleri denilen 6 ada Venezüella kıyısına daha yakın olarak dağılmışlardır. Bunlardan Aruba 1986’da bağımsızlığını ilan etmiş ve Hollanda ile resmî bağlarını kesmiştir. Bu dümdüz, çöl gibi adada yönetim kalkınmada çözüm olarak turizmi görmeye başlamıştır. Curaçao hâlen sahip olduğu, çoğu iyi eğitim görmüş nüfusunun Karayipler’deki en yüksek yaşam standardını sürdürebilmesi için turizme sarılmıştır. St Eustatius’da da Hollanda hükümeti turizmi geliştirmeye (eski şehir merkezinin restore edilmesi gibi) çabalamaktadır. St Maarten ise kuzeyde yer almaktadır. Bu ada siyasal bakımdan ikiye ayrılmıştır: Kuzeydeki 2/3’lük kesim Fransa’nın, geri kalan da Hollanda’nındır. Amerikan Virjin Adaları yaklaşık 50 küçük adadan oluşmaktadır; bu grupta en büyük adalar St Croix, St Thomas ve St John’dur. Daha önce Danimarka sömürgesi olan adalar 1917’de ABD tarafından satın alınmışlardır. Adalar turizm amaçlı olarak yoğun kullanıma sahne olmaktadırlar. Batı Hint Adaları’ndan Barbados, bir zamanlar “İngiliz tacındaki en parlak taş”lardan biri olarak kabul ediliyordu. Ada yetiştirdiği şeker kamışına dayanan “rhum” üretimiyle ünlüdür, ayrıca kendi nüfusu kadar turist alır. Fransız Batı Hint Adaları’ndan Guadalup ve Martinique turizme bel bağlamışlardır. Antigua’nın da gelişme umudunu turizmdedir. Cayman Adaları ise çok az olan nüfuslarıyla (20 bin dolayında) iki geçim kaynağına sahiptirler: Parasal işlemler ve turizm. Grenada adını 1983’deki Amerikan işgaliyle duyurmuştur. Amerikan yatırımları bütün altyapısını geliştirmiştir, aynı zamanda “Baharat Adası” olarak anılmasına yol açan, minik hindistan cevizi (nutmeg) üretimiyle Endonezya’dan sonra dünyanın ikinci büyük baharat üreticisi durumundadır. Trinidad ve Tobago, Güney Amerika’ya en yakın adalar arasındadırlar. Her iki ada da önemli turizm çekiciliklerine sahiptir; fakat Trinidad’da ekonomide petrolün de önemli rolü vardır. Bermuda ise Karayip Adaları içinde turizmin en uzun geçmişe (yaklaşık 100 yıl) sahip olduğu adalardan birisidir. Ancak dünyanın yakın zamanlı mali değişimleri sürecinde kendisine önemli bir yer kapmıştır. Kara para aklama işinin bu adaya kayması ve tek odalı tek memurlu bankaların çoğalması, Bermuda’yı dünyanın kişi başına ortalama geliri en yüksek ülkelerinden birisi yapmıştır.

8.3. Güney Amerika: Genel Özellikler

Genel hatları ile Güney Amerika’nın yüzey şekilleri birbirinden çok farklı üç üniteden meydana gelmektedir: Batıdaki And kıvrımları, iç kesimlerde ve kıyılarda yer alan düzlükler ve ovalar, platolar. Güney Amerika, coğrafi konumu, kısa mesafelerde büyük yükselti basamaklarının yer alması ve her yönden denizlerle çevrili oluşuyla, çok çeşitli iklim bölgelerini bir arada bulunduran bir kıta olma özelliğine sahiptir. Kıtanın büyük kısmı (1/3’ünden fazlası) tropikal kuşak içinde kalmakla birlikte, ılıman ve soğuk iklim özelliklerini gösteren bölgeleri de görmek mümkündür. Bölgedeki tüm bitki türleri ve kökenleri ise günümüzde bile tam olarak belirlenememiştir. Bir yandan Amazon Havzası’ndaki türlerin tamamına erişildiğini söyleyebilmek güçtür, diğer yandan da büyük coğrafi bölgeler ve iklim kuşakları içinde yer almakta olan binlerce türün ayrımı henüz tam olarak yapılamamıştır. Bununla birlikte, kıtadaki bitki toplulukları üç genel gruba ayrılmaktadır: Ekvatoral-tropikal bitki toplulukları, nemli kurak tropikal bitki toplulukları ve Andlar üzerinde görülen topluluklar.

Güney Amerika’da nüfus kıyılar boyunca ve yüksek alanlarda toplanma eğilimde olmuştur. Bölge ülkelerinin çoğu nüfus dağılış düzenlerinde bir başka ortak özellik daha taşımaktadırlar: Bir ya da iki büyük şehirde merkezileşmiş çok büyük bir nüfus toplanmasına karşılık, ülkenin gri kalan kısımlarının az yerleşilmiş olması. Çok nüfuslanmış alan ulusal çekirdek olarak hizmet görürken, seyrek nüfuslanmış alanlar ülkenin komşularıyla bitişik topraklarına denk düşer. Bu özellikleri ortaya koyan başlıca ülkeler Brezilya, Venezüella, Arjantin ve Şili’dir. Ayrıca, nüfus dağılışında belli başlı etnik gruplar toplanma göstermektedir (Amerindianlar’ınAnd Dağları’nın bazı kısımlarıyla kıtanın uzak iç kesimlerinde, Avrupa kökenlilerin güneydeki orta enlemlere denk düşen alanlarda ve Afrika kökenlilerin de kuzeyde ve doğudaki tropikal kıyılar boyunca toplanmış olmaları gibi).

Güney Amerika günümüzde dünyanın en hızlı şehirleşen bölgeleri arasında yer almaktadır ve en büyük şehirlerin bir kısmı da bu bölgede yer almaktadır. Bu şehirleşme süreci özellikle 1950’den sonra giderek yoğunlaşmıştır. Bölgenin nüfusu yüksek bir artış oranına sahiptir, fakat bu artış hiçbir yerde kasaba ve şehirlerde olduğu kadar hızlı ve yüksek değildir. 1950’den beri, kırsal nüfus yılda yalnızca yaklaşık % 1 oranında artarken, şehirsel nüfus yılda % 5 oranında artmaktadır. Bölgenin başlıca metropoliten alanlarının üçü –Brezilya’da Sao Paulo ve Rio de Janeiro ile Arjantin’de Buenos Aires- günümüzde dünyanın en büyük şehirleri arasında yer almaktadırlar.

8.4. Güney Amerika’nın Bölgeleri

Güney Amerika’nın bölgesel coğrafyasına bakıldığında, kuşkusuz çeşitli bölge ayırımları yapılabilmektedir. Bu ayırımlardan birisi de kıta ülkelerini çeşitli bölgesel üniteler içinde toplamaktır. Böyle bir ayırımda, kıtanın en kuzeyinde yer alan Karayip ülkeleri, And ülkeleri ve güneyde orta enlemlerde yer alan ülkeler birer bölgesel ünite oluşturmaktadırlar. Brezilya ise, kıtanın toplam alanının ve toplam nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturduğu için, ayrı bir coğrafi bölge oluşturmaktadır.

8.4.1. Kuzey: Karayip Güney Amerikası

Güney Amerika’nın kuzey kıyısında yer alan Venezüella ve Kolombiya, aynı zamanda komşuları Guyana, Surinam ve Fransız Guyanası’nı da içerecek şekilde, bir bölgesel ünite oluştururlar. Bu ülkeler, kıyısal lokasyonlarının ötesinde bazı ortak özelliklere sahiptirler: her biri tropikal plantasyon alanlarına sahiptir; Avrupalılar tarafından kurulan ve geliştirilen bu plantasyonlar siyah işgücünü çekmiş ve bu Afrikalı unsur ülkelerin nüfusları içine kaynaşmıştır. Yalnızca çok sayıda siyah işgücü gelmemiştir; aynı zamanda, sözleşmeli işçiler olarak binlerce Asyalı da (Hindistan’dan) Güney Amerika’nın kuzey kıyılarına gelmiştir.

Venezülla ve Kolombiya “Guyanalar” da ne eksikse onlara sahiptirler: toprakları ve nüfusları çok daha fazladır, doğal çevre koşulları çok daha çeşitlidir, ekonomik fırsatları çok daha büyüktür. Her biri And Dağları’nın bir parçasına sahiptir (Kolombiya’nınki daha geniştir) ve her biri dünyanın başlıca depoları arasında yer alan adeta birbirine bitişik yataklardan petrol üretir. Bu iki ülkede nüfus dikkat çekici bir şekilde birbirinden ayrı kümeler hâlinde toplanma eğilimindedir, ikisinde de iç kısımlar nispeten boştur, ikisi de ihracat gelirlerinin asıl kısmı için çok sayıda ürüne bağımlı durumdadır. Bu ülkelerde nüfusun büyük kısmı geçim tarımı ile uğraşır ve İber Amerikası’nın çoğu için geçerli olduğu gibi sosyal ve ekonomik eşitsizliklerle boğuşur. Guyanalar bölgenin kuzey kıyısında bulunan üç küçük ülkeden -Guyana, Surinam ve Fransız Guyanası- oluşur. “Latin” Güney Amerika’da, bu topraklar olağan olmayan bir durum sergilerler: onların sömürge mirası İngiliz, Hollandalı ve Fransızdır. Daha önce İngiliz, Hollanda ve Fransız Guyanası olarak biliniyorlardı ve “üç Guyana” olarak adlandırılıyorlardı. Fakat günümüzde ikisi -Guyana ve Surinam- bağımsızlığını kazanmıştır; en doğudaki topraklarda yer alan Fransız Guyanası hâlâ sömürge yönetimindedir.
8.4.2. Indian(Yerli) Batı: And Güney Amerikası

Güney Amerika ülkelerinin gruplandırılmalarıyla ortaya çıkan ikinci bölge, Peru, Ekvador, Bolivya ve Paraguay’ı içine alır. Bu dört ülkenin son ikisi -Bolivya ve Paraguay- tümüyle karalarla kuşatılmışlardır, dolayısıyla denizlere kıyıları bulunmamaktadır. Bölge And Dağları boyunca uzanır, bu nedenle her ülke önemli bir Indian (yerli) nüfusa sahiptir. Peru’nun nüfusunun (27.9 milyon) yarısından fazlası yerli kökenlidir, Ekvador (13.3 milyon) ve Bolivya’da (8.9 milyon) bu oran % 50’ye yakındır; Paraguay’da ise % 90’ın üzerindedir. Bununla birlikte, tüm bu yüzdeler yalnızca yaklaşık değerlerdir; çünkü tümüyle yerli ve güçlü yerli karakteri taşıyan “karışık” halklar arasında ayırım yapmak genellikle olanaksızdır. Fakat bu ülkeler arasında başka benzerliklerde mevcuttur: gelir seviyeleri düşüktür, topraklarının bir kısmı son derece verimsizdir, topraksız köylü sınıfın yoksulluğu eskiden beri süregelen önemli bir sorundur. Üstelik bunlar Güney Amerika’nın en az şehirleşmiş ülkeleridir; yalnızca Peru’nun başkenti Lima büyük bir metropolistir.

Peru, hem kapladığı alan hem de nüfus bakımından, dört cumhuriyetin en büyüğüdür. 1.3 milyon km2 alan kaplayan toprakları, hem fiziki özellikleri hem de kültürel açıdan üç bölgeye bölünmektedir:

Çöl kıyı, Avrupa-mestizo bölgesi; Başkent Lima bu kıyı bölgesinde yer alır. Peru (Humboldt) Akıntısı’nın soğuk verimli sularına dayalı balıkçılık endüstrisi giderek gelişmekte ve ülkenin ihracatında önemli yer tutmaktadır. Tümü kurak kıyı boyunca yer alan 40 kadar vahada pamuk, şeker, pirinç, buğday, çeşitli sebzeler ve meyveler yetiştirilmektedir.
And yüksek alanları ya da Sierra, Indian bölgesi; Ülkenin yaklaşık 1/3’ünü kaplar, aynı zamanda Peru’nun yerli halklarının büyük çoğunluğu bu bölgede yaşar. Bununla birlikte, topraklarının ve nüfusunun büyüklüğüne (Peruluların yaklaşık yarısı burada yaşar) rağmen, bölgenin politik etkisi ve ulusal ekonomiye katkısı (madenler dışında) küçüktür. Üretilen başlıca madenler bakır, gümüş, kurşun ve diğer çeşitli metallerdir; en büyük madencilik kompleksi Cerro de Pasco’da yer almaktadır.
Doğu yükseltileri ve bitişiğindeki Montana, seyrek nüfuslu Indian-mestizo iç bölgesi. Doğu ya da “Oriente”, Andlar’ın iç bölgeye bakan yamaçları ile Amazon’un drene ettiği yağmur ormanlarıyla kaplı “montana”dan oluşur. Son derece izole bir bölgedir; Lima’ya ve kıyıdaki sınırlı sayıda yerleşmeye uzanan tek bir demiryolu uzanır. Doğu bölgesinin odak noktası, Iquitos şehridir.

Ekvador dört cumhuriyetin en küçüğüdür. Haritalarda yalnızca Peru’nun bir köşesinde yer alan küçük bir devlet olarak görünür, fakat bölge içinde birçok farklılıklar gösterir: bir kıyı kuşağına, dar bir And kuşağına (250 km’nin altındadır) ve bir “Oriente”ye (bu doğu bölgesi, Peru’nunki gibi, hemen hemen tümüyle boştur ve az gelişmiştir) sahiptir. Ekvador’da nüfusun çoğunluğu And sıraları arasındaki havzalarda ve vadilerde yoğunlaşmıştır ve en verimli bölge kıyı kuşağıdır. Fakat benzerlikler burada sona erer. Ekvador’un kıyı kuşağı, en önemlisi güneyde tepeler ve Andlar arasında bulunan ve Guayas Nehri ve kolları tarafından drene edilen düzlük alanların kesintiye uğrattığı tepelerden oluşmaktadır. Ülkenin başkenti olmamakla birlikte en büyük şehri ve ticaret merkezi olan Guayaquil, bu alt bölgenin merkezidir. Düzlük alanlar batıdadır; bu düzlükler verimli tropikal ovalardan oluşur. Ekvador dünyanın en büyük muz ihracatçılarından birisidir; kahve, kakao diğer önemli ürünlerdir. Ekvador yoksul bir ülke değildir, özellikle kıyı bölgesi son yıllarda muazzam bir gelişme göstermektedir. Başkent Quito yüksek alanlar arasındaki havzalardan birisinde yer alır.

Andlar Ekvador’dan güneye doğru, Peru üzerinden Bolivya’ya uzanır. Peru ve Bolivya arasındaki sınırda Titikaka Gölü bulunur; deniz seviyesinden 3.700 m yükseklikteki bu göl, dünyanın en yüksekte yer alan gölüdür. Onun batısı İnka uygarlığının merkezlerinden birisi ve modern Bolivya’nın kalbidir. Başkent La Paz dünyanın en yüksekte (3.570 m’de) yer alan şehirlerinden birisidir. Modern Bolivya Avrupalıların güçlü etkisinin ürünüdür, fakat bu etki yerli nüfus kümelerinin bazılarına uğramadan geçmiştir. Kuşkusuz Bolivyalı Indianlar (Peru ve Ekvador’dakiler gibi) topraklarını kaybetmekten kurtulamamışlardır. Bununla birlkte, Bolivya’da Avrupalıların zenginleşmelerini sağlayan toprak değil madenlerdir. Doğudaki dağlarda yer alan Potosi kasabası yakınındaki gümüş yataklarıyla bir efsane olmuştur; burada bakır, çinko ve çeşitli metaller de keşfedilmiştir. Bolivya’nın kalay depoları dünyanın en zenginleri arasındadır. Fakat kalay ülkenin yıllık ihracat gelirinin yarısından fazlasını karşılarken, dünya kalay fiyatların düşmesi ve hatalı madencilik yöntemleri nedeniyle üretim büyük ölçüde düşmüştür. Buna karşılık petrol ve doğal gaz üretimi giderek artmaktadır.

Paraguay, tarım ve hayvancılıkta gelişme potansiyeline sahip olmasına rağmen, Indian Güney Amerika’nın en yoksul ülkesidir. Bunun nedenlerinden birisi izolasyon–ülkenin karanın iç kısımlarındaki konumu- olmalıdır. Paraguay’ın ihraç ettiği ürünler (et, kereste, yağlı tohumlular, pamuk ve tütün) başkent Asuncion’dan Paraguay-Parana Nehri yoluyla Arjantin’in Buenos Aires’ine uzanan uzun bir yol kat ederek gemilerle gönderilmek zorundadır. Kuzey Chaco bölgesinde hayvancılık en önemli ekonomik faaliyettir. Ülkede gelişme umutlarının odak noktasında, Brezilya ile Parana sınırında Itaipu Barajı çevresini kapsayan, verimli doğu bölgesi yer almaktadır.

8.4.3. Güney: Orta Enlem Güney Amerikası

Güneyde Arjantin, Uruguay ve Şili, kıtanın orta-enlemlerde yer alan ve en güçlü Avrupa etkisi taşıyan ülkeleri olarak, ayrı bir ortak bölgesel kimliğe sahiptirler. Arjantin, hem kapladığı alan (2.8 milyon km2) hem de nüfus (39.5 milyon) bakımından, büyük bir farkla bölgenin en büyük ülkesidir. Ülke sınırları dâhilinde büyük bir fiziksel-çevresel çeşitlilik sergiler. Nüfusun büyük çoğunluğu “Pampa” (sözcük anlamı “ova”) olarak bilinen fizyografik alt bölgede toplanmıştır; diğer altı alt bölge ise son derece seyrek nüfuslanmıştır: kuzeybatıda çalılık-ormanlık “Chaco”, batıda dağlık Andlar (Şili ile ortak sınır boyunca uzanırlar), Rio Colorado’nın güneyinde kurak Patagonya platosu, geçiş bölgesi niteliğindeki Cuyo, EntreRios (“Arjantin’in Mezopotamyası” olarak bilinir) ve Kuzey.

Arjantin’in nüfusu kümelenme eğilimdedir. Pampa alt bölgesi toplam alanın yalnızca % 20’sinden biraz fazlasını kaplar, fakat nüfusun ¾’ü burada yoğunlaşmıştır. Buenos Aires günümüzde dünyanın en büyük metropoliten alanları arasında yer almaktadır. Arjantin’in gücü ve serveti, hızlı büyüyen şehirlerinde yansımaktadır. Nüfusun % 85 kadarı şehirlerde yaşamaktadır; bu, bir Üçüncü Dünya bölgesi için son derece yüksek bir orandır. Günümüzde tüm Arjantinlilerin 1/3’ünden fazlası ve sanayi faaliyetlerinin büyük kısmı yalnızca Büyük Buenos Aires konürbasyonunda toplanmıştır. Şehrin ulusal yaşam üzerindeki bu egemenliği nedeniyle, birçok Arjantinli başkentin Buenos Aires yerine 965 km güneyde Patagonya sınırındaki Viedma’nın olması yönündeki hareketi desteklemektedirler. Cordoba sanayi faaliyetlerinin gelişmiş olduğu bir başka şehirdir. Sonuçta, Arjantin bir fırsatlar ve meydan okumalar ülkesidir: fırsatlar ülkesidir -çünkü toprakları geniştir, çevre koşulları farklıdır, kaynakları zengin ve boldur; meydan okumalar ülkesidir –çünkü politik istikrarsızlıklar ve ekonomik sorunlar bu avantajları olumsuz etkilemektedir.

Uruguay, Arjantin ve Şili’den farklı olarak, toplu, küçük ve nüfusun nispeten eşit dağıldığı bir ülkedir. Bu eski tampon devlet, küçük ölçekli bir Pampa’nın da etkisiyle, başarılı bir tarımsal ülke olmuştur. Nüfusun (3.4 milyon) % 50’si kıyısal başkent Montevideo’da yaşar; demiryolları ve karayolları buradan verimli tarımsal iç bölgelere doğru yayılırlar. Montevideo’nun hemen çevresinde, şehri besleyen Uruguay’ın en büyük tarımsal alanı bulunur. Ülkenin geri kalan alan arazisinin hemen hemen tümünde hayvancılık yapılmaktadır. Uruguay küçük (176.000 km2) bir ülkedir, bu topraklar nüfusun daha fazla kümelenmesine izin vermez. Bununla birlikte nüfus Brezilya ve Arjantin sınırlarına kadar oldukça düzgün dağılmıştır. Uruguay Güney Amerika’nın tüm ülkeleri arasında en çok Avrupalı olandır; ırksal azınlıklar Şili ve Arjantin’den bile daha azdır, fakat toplam nüfus içinde İspanyol-olmayan Avrupalılar önemli bir yüzde oluşturmaktadırlar.

Andlar’ın zirveleri ile Pasifik kıyı çizgisi arasında, 4.000 km boyunca Şili Cumhuriyeti’nin dar bir şerit hâlindeki toprakları uzanır. Bu topraklar ortalama 150 km genişliğe sahiptir; genişlik yalnızca birkaç yerde 250 km’yi geçer. Şili üç alt bölgeye sahip bir ülkedir: ülkenin 16.3milyonluk nüfusunun yaklaşık % 90’ı, başkent Santiago’nun ve en büyük liman Valparaiso’nun da bulunduğu, “Orta Şili” olarak adlandırılan bölgede yoğunlaşmıştır. Orta Şili’nin Kuzeyi’nde, Peru’nun kıyısal çöllerinden daha geniş, daha kurak ve daha soğuk olan “Atacama Çölü” bulunur. Orta Şili’nin Güneyi’nde kıyı adeta gereğinden fazla fiyortlar ve adalarla bölünmüştür, topografya dağlıktır, iklim iç bölgelere göre daha kurak ve daha soğuktur. Chiloe Adası’nın bulunduğu enlemin güneyinde sürekli karayolları ve hemen hemen hiçbir yerleşme yoktur. Bu üç alt bölge aynı zamanda kültür bölgelerine de denk gelmektedirler: bir mestizo kuzey, Orta Şili’de bir Avrupalı-ticari zon ve belirli bir ayırıma sahip olmayan güney.

Kuzey-Orta Şili yazları kurak Akdeniz ikliminin görüldüğü bir bölgedir; çoğunlukla sulamalı olarak buğday, mısır, sebzeler, üzüm ve diğer Akdeniz ürünlerinin yetiştirildiği ve önemli bir tarımsal faaliyete sahne olur, hayvancılık da giderek önem kazanmaktadır. Hem kuzeyden hem de Avrupa’dan (özellikle Almanya’dan) gelen göçmenlerle sıkışmış olan Güney Orta Şili’de egemen faaliyet büyükbaş hayvancılıktır, fakat buğday ve diğer emel besin maddeleri de yetiştirilmektedir. Diğer yandan, “her 10 Şilili’nin 9’unun Orta Şili’de yaşadığı” şeklindeki tanımlamaya rağmen, kuzeyde Atacama bölgesi ülkenin dış gelirlerinin çoğunu karşılamaktadır. Atacama’da dünyanın en büyük işletilebilir nitrat depoları bulunmaktadır, bu yataklar başlangıçta ülke ekonomisinin belkemiği olmuştur. Sonradan bakır en çok ihraç edilen maden oldu (Şili dünyanın en büyük yataklarına sahiptir); bakır yatakları birkaç yerde (asıl yoğunlaşma Atacama Çölü’nün doğu kenarında) bulunmaktadır.

8.4.4. Brezilya

Uzun süredir derin bir uykuda olan Brezilya, artık hem de güçlü bir şekilde uyanmaktadır. Brezilya ekonomisi (günümüzde dünyanın en büyük ilk 15 ekonomisi arasındadır) gelişmekte olan ülkelerin çok üzerinde bir büyüme kapasitesine sahiptir. Son zamanlara kadar dünyada nüfusu en hızlı artan ülkeler arasında yer alırken günümüzde artış yavaşlamıştır. Modern başkent Brasilia’nın sembolize ettiği, geniş Amazon Havzası’nın egemen olduğu iç bölge yeni inşa edilen yollarla açılmıştır –böylece her yıl en azından yarım milyon göçmeni çekmektedir. Şehirler mantar gibi, sanayi faaliyetleri de katlanarak büyümektedir.

Brezilya bölgesel terimlere ve ölçütlere göre bir dünya devidir: hem Ekvator’u hem de Tropik’i kapsayan dünyanın tek ülkesidir; topraklarının kapladığı alan (8.5 milyon km2) ve nüfus büyüklüğü (198 milyon) bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır; ekonomik açıdan tüm göstergeler hızla yükselmektedir. Brezilya’nın toprakları o kadar geniş alan kaplar ki, Ekvador ve Şili dışındaki diğer tüm Güney Amerika ülkeleri ile ortak sınırlara sahiptir. Çevresel koşullar Amazon Nehri Havzası’nın tropikal yağmur ormanlarından Arjantin Pampası’nın ılıman koşullarına kadar büyük bir çeşitlilik sunar. Maden kaynakları zengindir: demir cevheri, petrol ve doğal gaz rezervleri çok büyüktür; boksit ve manganez yaygın ve bol yataklar hâlindedir. Toprakları birçok yerde verimlidir; özellikle soya fasulyesi, kahve ve portakalın hem üretiminde hem de ihracatında dünya devidir.

Brezilya kadar büyük bir ülkede kuşkusuz çok sayıda bölge ayırımı yapılabilir. Fakat ülkenin altı alt bölgeye ayrılması şeklindeki yaklaşım en çok kabul görendir: Kuzeydoğu, Güneydoğu, Sao Paulo, Güney, İç Bölge, Amazon Kuzey. Bunlardan Kuzeydoğu, Brezilya’nın kaynak alanı, kültürel kalbidir. Plantasyon tarımı ilk burada başlamış ve Portekizlileri çekmiş, daha sonra şeker plantasyonları için çok sayıda Afrikalı köle getirilmiştir. Günümüzde bölge “Brezilya’nın büyük çelişkisi” olarak tanımlanmaktadır. Devlet, bölgenin ekonomik coğrafyasının çeşitlendirilmesine yardımcı olmak amacıyla, 1980’lerin ortalarından beri “Süper Kuzeydoğu” adlı bir projeyi sürdürmektedir. Güneydoğu, büyük şehirleri ve nüfus kümeleri ile Modern Brezilya’nın çekirdek alanıdır. Başlangıçta altın binlerce yerleşmeciyi çekmiş, daha sonra diğer madenlerin de keşfedilmesi akını daha da arttırmıştır (Rio de Janeiro’nun kendisi “Altına Hücum”un son durağı olmuştur). Fakat sonunda bölgenin tarımsal olanakları büyümesini bir nevi garantiye almıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise bölgeyi kalkındıran demir cevheri, manganez ve kireçtaşı olmuştur. Güneydoğu bölgesinde sanayi faaliyetleri hızlı bir gelişme içindedir. Rio de Janeiro da (Sao Paulo’nun ardından) ülkenin ikinci büyük imalat şehridir. Uzun yıllar boyunca Güneydoğu bölgesinin bir parçası olan Sao Paulo eyaleti artık kendi bölgesel kimliğiyle tanınmayı hak etmektedir; çünkü Brezilya’nın sürmekte olan gelişmesinin odağıdır. Güney, Kuzeydoğu ve Güneydoğu’dan farklı olarak, hiçbir zaman bir hızlı gelişme bölgesi olmamıştır. Bununla birlikte, modern bir tarımsal ekonomiye sahiptir. Nispeten yakın yıllardaki Avrupalı göçleri bu alt bölgedeki tarım faaliyetlerinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. İç Bölge, Merkezi Batı ya da Centro-Oeste olarak da adlandırılmaktadır. Bu bölgenin ülkenin verimli kalbinin bir parçası olması ümit edilmektedir, fakat bunun zaman alacağı açıktır. Geniş alanlar tropikal savanlarla kaplıdır, topraklar verimsizdir, temel maden kaynaklarından yoksundur ve hayvancılık hâlâ en önemli ekonomik faaliyettir. Amazon Kuzey, hem yoğun nüfus alanlarının en uzağındaki hem de en çok ve en hızlı gelişen bölgedir.

Uygulamalar

1) Orta ve Güney Amerika’nın fiziki ve beşerî haritaları incelenmelidir. Her iki bölgedeki başlıca coğrafİ unsurların lokasyonları öğrenilmelidir. Bu konuda, öğrencilerin ilgili web sitelerine (wikipedia, World Bank, World Factbook, Encyclopedica Britannica gibi), google earth’e ve çeşitli istatistikleri bulabilecekleri sitelere bakmaları yararlı olacaktır.
Bölüm Özeti

Bu bölümde, tek bir bölge olarak mı ya da ayrı ayrı mı ele alınacakları konusunda tartışmalar bulunan Orta ve Güney Amerika ele alınmıştır. İlgili tartışmalara kısaca değinildikten sonra, bu iki bölgenin genel özelliklerine kısaca değinilmiştir. Her iki bölgenin hem fiziki hem de beşerî özelliklerine bölgesel kalıpları içinde daha çarpıcı bir biçimde yer verilmiştir.

Avrupalıların yerleştikleri yeni dünyalarda nüfusun kompozisyonu son derece çeşitli olma eğilimindedir ve bu da Latin Amerika için özellikle doğrudur. Burada, Avrupalı yerleşmeciler gelmeden önce, 20-30 milyon dolayında oldukları sanılan yerli Amerikalılar (bazen Amerindler olarak anılıyor) vardı. Çoğunlukla da, atalarının yüzlerce yıl önce ileri medeniyetlere sahip oldukları, merkezi ve kuzey And Dağları ile orta ve güney Meksika ve Orta Amerika’nın buralara bitişik kesimlerinde yaşıyorlardı. İlk Avrupalı yerleşmeciler ise İspanyol ve Portekizliler olmuştur. İspanyollar Andlar ve Orta Amerika’daki geniş yerli nüfusunun yaşadığı yerlere, Portekizliler ise Brezilya’ya yerleşmişlerdi. Daha sonraki nesillerde başka bazı Avrupa ülkelerinden de Latin Amerika’ya gelenler olmuştu. Latin Amerika’nın bugünkü nüfus bileşiminde bir başka unsur da Afrika’dan geçmişte getirilmiş olan esirlerin torunları durumunda olanlardır. Japonlar, Hintliler ve başka Asya ülkelerinden gelenler de Latin Amerika’ya olan yirminci yüzyıl göçlerine katılmışlardı. Bu gruplar arasında evlilikler yoluyla karışmalar olmuştur. Çağdaş nüfus yapısında en çok Avrupalılarla Amerind karışımına rastlanmaktadır ve bunlara da mestizolar denilmektedir.

Orta ve Güney Amerika’da belli başlı etnik grupların toplandıkları görülmektedir. Örneğin Amerindler Orta Amerika, And Dağları’nın bazı kısımlarıyla Güney Amerika’nın uzak iç kesimlerinde egemen durumdadırlar. Avrupa kökenliler büyük ölçüde dağılmış olmakla birlikte, Güney Amerika’nın güneyindeki orta enlemlere düşen alanlarda ege-mendirler. Afrika kökenliler ise Güney Amerika’nın kuzeyinde ve doğusunda, Batı Hint Adaları’nda tropikal kıyılar boyunca toplanmışlardır. Bir Latin Amerika ülkesinde tek bir grubun tamamen egemenliğini yansıtan tek ülke olan Haiti’nin nüfusunun hemen tamamı zencidir.

Latin Amerika’daki çoğu ülke nüfus dağılış düzenlerinde bir ortak özellik taşırlar: Bir ya da iki büyük şehirde merkezileşmiş çok büyük bir nüfus toplanmasına karşılık, ülkenin geri kalan kısımlarının az yerleşilmiş olması. Çok nüfuslanmış alan ulusal çekirdek olarak hizmet görürken, seyrek nüfuslanmış alanlar ülkenin komşularıyla bitişik topraklarına denk düşer. Ulusal refah ve siyasal güç şehirlerde toplanmıştır; kenar alanlar ise siyasal bakımdan ihmal edilmiş, gelişme olanağı bulamamıştır.

Author: Raşit Tunca